6 Nisan 2013 Cumartesi

AVUKATLARIN UZUN SAATLER BOYUNCA KLAVYE VE FARE KULLANIMINDAN DOĞAN RAHATSIZLIKLAR

Bilgisayarlar son on yılda avukatların da iş yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olmuşlardır. Bu vazgeçilmez makinelerin birçok yararı yanında; oturuş bozuklukları nedeni ile bel ağrılarına, eklemlerde özellikle de bilek ve dirseklerde zorlanmalar sonucunda oluşan çeşitli hastalıklara yol açtığı bilinmektedir.

Gün içinde uzun süreleri bilgisayar başında geçiren meslektaşlarımız, özellikle de çok sayfadan oluşan metinleri yazmaktadırlar. Gerek metinleri yazarken bilgisayarın klavyesine yapılan tuş vuruşları gerekse de fare hareketleri, tek düze hareketlerdir. Bu şekilde tek düze hareketlerle çalışmanın sonucunda Karpal Tünel Sendromu denen hastalık ortaya çıkabilmektedir.

Çoğumuzun sıradan eklem ağrısı olarak gördüğümüz bu hastalık, müdahale edilmediği durumlarda ileride daha ciddi sorunlara yol açabilmektedir. Bu hastalığın tıp dilindeki kısatma adı; CTS' dir. Karpal Tünel Sendromu, ellerde ağrı veya uyuşma ile başlayan ve bu şikayetlerin özellikle geceleri uykudan uyandırma dercesinde olduğu bir hastalıktır. Temel problem ele giden bir sinirin (Nervus Medianus) el bileği çevresinde geçtiği bir kanalda çevre kılıf tarafından sıkışmasıdır.

Karpal tünel, bilek düzeyinde bulunan median sinirin geçtiği bir kanaldır. Boyun bölgesinden çıkıp bileğe kadar uzanan median sinir elde birçok kasın uyarılmasını üstlenir. İşte bu kanal boyunca median sinir çeşitli nedenlerden dolayı el bileğinde basıya uğrarsa, sinir sıkışmaları arasında en sık görülen Karpal Tünel Sendromu ortaya çıkabilir.

Özellikle uzun süreler tek tip el işi yapanlarda görülen bir rahatsızlıktır. Bilinen en eski şikayet daktilo kullanan sekreterlerde görülmeye başlanılmış, o dönemlerde halk arasında sekreter hastalığı adını almıştır. Özellikle daktilo gibi sert basma kuvveti gerektiren tuşlu klavyelerde, eldeki tendonların kalınlaşmasına ve buna bağlı sinir üzerinde bası oluşmasına sebep olmaktadır.

Günümüzde daktilo kullanımının azalmasına karşın; özellikle bilgisayar ve oyun konsolları gibi teknolojik aygıtların çoğalması ile hastalık tekrar artış eğilimine girmiştir. Gençler ve çocukların nintendo wii, xbox ve playstation gibi konsollarda uzun saatler aynı el kası ve tendonlarını kullanması ileriki yaşlarda ciddi sağlık sorunlarının başlangıcı olmaktadır.

Baro Dergimizin bu sayısında meslektaşlarımızın klavye ve fare kullanımından doğan rahatsızlıklarını en aza indirmeyi amaçlayan ürünleri tanıtmakta yarar gördüm.

GRAFİK TABLETLERİ

Grafik tablet veya sayısallaştırıcı (İng: digitizer) grafik sanatçılarının, ressamların veya bilgisayar grafiği (İng: CG art) yapan sanatçıların ve daha çok tasarım ağırlıklı çalışanların kullandıkları bilgisayar donanımıdır.


















Boyutları A4 veya A3 kâğıt boyutlarında ya da daha büyük olabilen sayısallaştırıcılar, üzerlerine yapılan çizimi sayısal ortama aktarırlar. Örneksel çizim verilerinin sayısal ortama aktarımının gereği olarak ortaya çıkan sayısallaştırıcılar ilk zamanlarda AutoCAD gibi bilgisayar destekli tasarım programlarının ve çeşitli grafik programlarının ayrılmaz bir parçası olmuşlardır.

Sayısallaştırıcılar ilk çıktıklarında, yüksek fiyatları ve basit gereksinimler için ucuz farelerin yeterli olması gibi nedenlerle genellikle profesyoneller tarafından kullanılmaktaydı.

Ama günümüzde özellikle tablet bilgisayarların da çıkması ile grafik tabletlerinin popülerliği oldukça düşmüş, fiyatları da gelişen tekoloji karşısında oldukça inmiştir. Bugün grafik tabletlerin fiyatları 60,00TL ile 1.500,00TL arasında değişmektedir.

Grafik tabletler, bilgisayar kullanıcısının fare ile yapabildiği her şeyi kablosuz bir kalemle yapmasını sağlayan araçlardır. Özellikle fare kullanımına alışamayan yaşlı insanlar ve çocuklar ile; çizdikleri resim ve projelerde aradıkları fırça / kalem hassasiyetini bir türlü bilgisayar faresinde bulamayan ressam, mimar, grafiker gibi profesyoneller için tasarlanmış ürünlerdir.

Çok gelişmiş modellerde gerçek kalem ve kağıt hissi yaratmak amacıyla yüksek kalem hassasiyeti vardır ve basınç duyarlılık seviyesi 2.048' e kadar çıkmaktadır. Bunun sonucunda özellikle reklam, televizyon sektörlerinde çalışan birçok ressam ve tasarımcı kağıt kalem yerine grafik tabletleri tercih etmektedir.

Avukatlarsa grafik tabletler ile; bilgisayara el yazısı ile notlar almak bir yana, fare ile yapılan internette gezinme, belge açma, kaydetme, silme vb tüm işlemleri kalemle yapabilirler. Grafik tabletlerin kalemleri, bilgisayar faresinde çok daha hassas oldukları için bilgisayardaki tüm işlemler, çok daha hızlı bir şekilde yapılabilmektedir.


















 DOKUNMATİK EKRANLAR

Dokunmatik teknolojisi, elektronik cihazların parmak veya özel kalemler vasıtasıyla hafifçe dokunarak kumanda edilmesine imkân verir. Hesap makinesi ve televizyon düğmelerinden, cep telefonu, dizüstü bilgisayar ve uzay teknolojilerine kadar çok çeşitli bir kullanım alanı vardır.

Dokunmatik ekranlar ise özellikle Apple firmasının ürettiği iPhone' dan sonra tüm dünayada popüler oldu. Halbuki bu teknolojinin de temelleri oldukça eskiye dayanır. 1945 ile 1950 yılları arasında özel bazı laboratuarlarda ilk örnekleri geliştirilen dokunmatik ekranlar, ticari olarak ilk kez 1975 yılında elektronik bir eğitim sistemi olan PLATO projesinde ortaya çıkmıştı.

1983 yılında piyasaya sürülen HP-150 dünyanın dokunmatik ekranlı ilk ticari kişisel bilgisayarıydı. Aslına bakılırsa bu ürünün ekranı bugün anladığımız anlamıyla dokunmatik değildi. Ekrana parmağınızı dokundurduğunuzda, yan taraflardan çıkan kızıl ötesi ışınları engellemiş oluyordunuz. Bu sayede ekran parmağınızın nerede olduğunu anlayıp ona göre görüntü veriyordu.

Günümüzde piyasaya sürülen dokunmatik ekranlarda tek bir standart teknoloji yok. Aksine çok farklı temellere dayanan dokunmatik ekran teknolojileri bulunuyor. Bunların bazıları sıkça kullanılırken, bazıları sadece belli cihazlarda yer alabiliyor. Şimdi bu teknolojilere kısaca bir göz atalım:
- Rezistif Ekran:

Rezistif ya da diğer bir deyişle dirençli dokunmatik ekranlar, birçok katmandan meydana geliyorlar. Bunların en önemlilerini ise aralarında ufak bir boşluk bulunan iki adet iletken katman oluşturuyor. Parmağınızla ekrana dokunduğunuz zaman bu iki katman o noktada birleşerek akımda değişiklik yaratıyor. Böylece nereye dokunulduğu anlaşılmış oluyor. Buradan alınan veri kontrolcüde işlenerek ekrana yansıtılıyor.

- Akustik Yüzey Dalgası:

SAW (Surface Acoustic Wave) adı verilen teknolojide dokunmatik ekranın üzerinden ultrasonik ses dalgaları geçiriliyor. Panele dokunulduğu zaman ses dalgasının o bölümü emildiği için, dokunulan bölgenin neresi olduğu anlaşılıyor. Bu bilgi daha sonra işlenerek ekrandaki görüntüye yansıtılıyor. Bu teknolojiye sahip ekranlar, dış etkenlere çok açık olduğu için fazla tercih edilmiyor.

- Kapasitif Ekran:

Kapasitif dokunmatik ekranlar cam gibi bir yalıtkan bir katman ile iletken bir katmanın birleşmesinden oluşuyor. Genelde bu ekranlarda iletken olarak indiyum kalay oksit adlı madde kullanılıyor. Piyasadaki iPhone gibi bazı akıllı telefonlarda kapasitif ekran yer alıyor.

- Elektrostatik Alan:

İnsan vücudu iletken olduğu için kendine özgü bir elektrostatik alana sahip. Dokunulduğu zaman ekranın elektrostatik alanı ile bu alanın yapısı bozuluyor ve ekran bu değişikliği algılıyor. Buna göre nereye dokunulduğu bilgisi elde edilmiş oluyor. Yeni nesil cep telefonlarının bazılarında bu yöntem kullanılıyor.

- Kızılötesi:

Kızılötesi teknolojisine sahip olan dokunmatik ekranların kenarlarında, kızıl ötesi LED' ler ve foto algılayıcılar yer alıyor. Bu algılayıcılar LED ışınların bütünlüğünü kontrol ediyorlar. Parmağınızı ya da herhangi başka bir cismi ekrana dokundurduğunuz zaman, ışınların bütünlüğü bozuluyor. Foto algılayıcılar bunu tespit edip, kontrolcüye gönderiyorlar. Kızılötesi teknolojisine sahip olan dokunmatik ekranlar, daha çok açık alanlardaki ATM ya da kiosk gibi cihazlarda tercih ediliyor.

- Gerilimölçer:

Güç paneli adı da verilen bu teknolojide, ekran dört köşesinden tutturuluyor ve ekranın alt kısmına baskıyı ölçen cihazlar yerleştiriliyor. Ekranın üzerine bastırıldığında bu cihazlar ne kadar baskı olduğunu ve yerini tespit ediyorlar. 1960' lı yıllardan beri kullanılan bu teknoloji; sadece parmağın yerini değil, baskının şiddetini de ölçtüğü için farklı uygulamalarda da kullanılabiliyor. Ayrıca, daha dayanıklı olduğu için açık alanlarda tercih ediliyor.

- Optik Görüntüleme:

Yeni yeni uygulanmaya başlanan teknolojilerden biri olan optik görüntülemede, ekranın kenarlarına ya da köşelerine iki ya da daha fazla görüntü algılayıcı yerleştiriliyor. Bu algılayıcıların görüş açısını kaplayacak şekilde kızılötesi ışıklar konulduktan sonra ekrana yaklaşan cisim, bir gölge olarak algılanıyor. Bu sayede dokunulan yerin neresi olduğunun yanı sıra, dokunan nesnenin boyutu da algılanabiliyor.

- Sinyal Dağıtma Teknolojisi:

2002 yılında ilk kez tanıtılan bu teknoloji ekrandaki camın üzerinde, dokunmayla oluşan titreşimi algılamaya yarıyor. Bu sayede dokunulan yer belirlendikten sonra görüntü ona göre değişiyor. Bu teknolojinin en önemli artısı, ekranda camın dışında herhangi başka bir katmana ihtiyaç duyulmaması. Böylece görüntü daha berrak ve net olabiliyor.

- Piezoelektrik:

2006' da tanıtılan bu teknoloji bazı kristaller ve benzeri yapıdaki maddelerin sahip olduğu piezoelektrik özelliğinden faydalanıyor. Piezoelektrik maddeler şekli değiştirildiğinde ya da bir darbe aldıklarında elektrik alanı oluşturuyorlar. Bu özelliğe sahip maddelerden bir katmana sahip olan ekran, dokunulduğunda o noktada elektriksel bir alan oluşuyor. Kontrolcü de bunu algılayarak nereye dokunulduğunu belirliyor.

- Çift Yönlü Ekran:

M.I.T. tarafından Aralık 2009' da tanıtılan çift yönlü ekran teknolojisi, LCD ekranları dev birer kameraya dönüştürmeyi hedefliyor. Geliştirilen bu yöntemde; sensörlerin önüne LCD yerine, bir dizi küçük delik yerleştiriliyor. Her delikten geçen ışık ışınları, sensörleri harekete geçirerek düşük çözünürlüklü bir görüntü elde ediliyor. Her bir delikteki görüntü farklı açılardan geldiği için, ekranın önünde duran bir cismin yeri ve derinliği belirlenebiliyor. Böylece ekrandaki görüntü buna göre tepki verebiliyor.
















Dokunmatik ekranlar, çok yakın gelecekte; gerek masaüstü gerekse de dizüstü bilgisayarlar için standart hale gecekler. Teknolojinin ulaştığı noktayı anlamak açısından şunu belirtmeliyiz ki; artık akıllı ekranlarda birkaç parmak kullanımı ile sınırlı değiliz. LG firmasının geliştirdiği teknoloji ile dokunmatik ekranlarda 10 parmağın aynı anda kullanılması mümkün hale gelmiştir. Böylelikle sürüklemek veya çevirmek gibi birden fazla işlem aynı anda yapılabiliyor.






Dolayısıyla meslektaşlarımız da teknolojinin ulaştığı noktayı dikkate alarak; gerek masaüstü veya dizüstü bilgisayar alırken, gerekse de ekran alırken dokunmatik teknolojilerini göz ardı etmemelidirler.

Kaynakça:

  1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Grafik_tablet
  2. http://tr.wikipedia.org/wiki/Karpal_T%C3%BCnel_Sendromu_(CTS)
  3. http://www.hepsiburada.com/liste/grafik-tabletler/department.aspx?categoryId=217
  4. http://www.bimeks.com.tr/kategori.aspx?kid=1025
  5. http://tr.wikipedia.org/wiki/Dokunmatik_ekran
  6. http://shiftdelete.net/dokunmatik-ekran-teknolojileri-22680.html
  7. http://www.teknomanset.com/tag/dokunmatik-ekran
  8. http://www.silikonvadisi.tv/lgden-10-parmakla-dokunmatik-ekran-keyfi/






Hiç yorum yok:

Av. Yusuf İŞLER