21 Mayıs 2012 Pazartesi

TABLET BİLGİSAYARLAR

Geçtiğimiz birkaç yılda Tablet Bilgisayarlar, bilişim dünyasında tam anlamıyla fırtına gibi esiyor. Bunun birkaç sebebi var ki; öncelikle günümüz insanınınçevrimiçi (online) yaşamasıdır. Zira özellikle genç nesil için internet hayatlarının vazgeçilmez bir olgusu haline gelmiştir. Evde, işyerinde, okulda, sokakta, metroda, dolmuşta, otobüste internete erişmek zorunlu bir ihtiyaç haline gelmiştir.

İnternetin bu kadar yaygınlaşması; ağır, hantal, kolay taşınamaz masaüstü bilgiayarların sorgulanmasına neden olmuştu. Zaten dizüstü bilgisayarlar, doğan bu ihtiyacı gidermek amacı ile tasarlandı. Ancak o zaman sektörün ulaşmış olduğu teknoloji seviye, dizüstü bilgisayarların daha da küçülmesini engelledi. Özellikle işlemci ve belleklerin güç tüketimi, harddisklerin mekanik yapısı ve pil teknolojileri konusunda alınması gereken çok yol vardı.

Ancak işlemci üreten firmaların yoğun arge faaliyetleri sonucunda daha az güç tüketen ama daha mütevazi işlem gücü sunan işlemci mimarilerini tasarlamaları, harddisklerin yerini almak üzere de flaş bellek teknolojilerinin gelişimi; Uzay Yolu dizisinden bu yana hayalleri süsleyen tablet bilgisayarların gerçek olabilmesini sağladı.

Bu teknolojinin bir adım öncesi ise netbook denilen, bir anlamda küçültülmüş dizüstü bilgisayarlardır. Beş yıl önce ilk çıktıklarında, dizüstü satışlarının düşmesine neden olan bu oldukça hafif ve kullanışlı bilgisayarlar, birçok teknolojinin ilk kullanıldığı alan oldu. Gelinen teknolojik seviyede; karşımıza artık çok az enerji harcayan, üzerinde DVD okuyucu/yazıcı, ilave ekran kartı, disket sürücü vb barındırmayan, küçük ekrana ve çok hücreli li-ion pillere sahip bir bilgisayar ürün ailesi çıktı. Bu bilgisayarlar hiçbir zaman normal dizüstü veya masaüstü bilgisayarların performansına ulaşamadı; ama bunu da hedeflemedi. Çünkü kullanım alanları internette gezinme, basit ofis uygulamalarını çalıştırmak gibi oldukça sınırlıydı.

Tablet Bilgisayarlara gelirsek öncelikle bu fikrin hiç de yeni olmadığını belirtmek isterim. Bu konseptin atası 1888 yılında patentlenen telautograph adlı cihaz. Basit bir şekilde üzerinde kalemi olan faks diyebileceğimiz bu ürünün ardından 1968 yılındaki Dynabook geliyor. Bunların ardından ise 1990' larda Pen Computing firması tarafından PenGo Tablet Computer adıyla tanıtılan ve Microsoft tarafından üne kavuşturulan üzerinde kalemi de olan katlanabilir ekranlı dizüstü bilgisayar geliyor. Ancak daha önce de bahsettiğimiz üzere, teknolojinin sınırlı imkanları nedeni ile bunların hiçbiri tam anlamı ile Uzay Yolu dizisinde görüp beğendiğimiz tablet bilgisayarlara benzemiyordu. Çünkü üzerlerindeki klavyeleri ile, işlemci ve sabit disklerin yapısı gereği soğutucu fanın da bulunduğu küçük de olsa bir kasaları vardı.

Ancak küçük bir firmanın yaratmış olduğu teknoloji bunu mümkün kıldı. İlk ARM işlemcisi 1985’ te çıkarıldı, Acorn RISC Machines tarafından efsanevi BBC Micro için bir ek işlemci olarak. O zamanlar İngiltere' de masaüstünün kralı belli değildi, büyük çekişmeler vardı. Acorn RISC Machines küçük bir şirket olması nedeniyle küçük bir araştırma bütçesine sahipti. Dolayısıyla ürettikleri işlemci de küçüktü (işlemci tasarımını yapacak fazla elemanları yoktu) ve üretmesi basit bir işlemciydi (işlemciyi hızlıca test edebilmek için). İlk ARM işlemcide 25000’ den az transistör kullanıldı.

Her ne kadar ilk ARM işlemci 1985’ de üretildiyse de, ARM bazlı ilk bilgisayar 1987’de piyasaya çıktı: Archimedes. 8 MHzde çalışan Archimedes performans açısından rakiplerinin (Intel ve Motorola) gerisindeydi. Sonrasında ARM, işlemcilerini geliştirmeye devam etti. Ancak piyasada büyük bir başarı sağlayamadı. Ancak 1990’ da şu an bildiğimiz haliyle ARM kuruldu. Ortaklar ise Acorn, VLSI Technology ve Apple' dı. Özellikle son ortak Steve Jobs ile beraber bilişim dünyasına kazandırdığı (ipod, iphone ve ipad) mobil ürünler ile tam anlamı ile devrim yarattı.

ARM bir süre daha işlemci üretmeye devam etti. 1992’ de, bir şirket ARM ile lisans anlaşması imzalayarak ARM işlemcilerin klonlarını üretmeye başladı. ARM de bir süre sonra kendisi işlemci üretmeyi bıraktı. Şu anda ARM işlemciler, "ARM Partnerleri" tarafından bir lisans karşılığı üretilmekte. ARM ise sadece işlemci teknolojisini lisanslamakta.

Hemen hemen tüm cep telefonlarında, mp3 çalıcılarda, Gameboylarda ve tablet bilgisayarlarda işte bu bahsettiğimiz ARM işlemciler kullanılıyor. Oldukça az elektrik tüketimleri, basit tasarımları, fazla ısınmayan ve gürültüsüz çalışmaları ile günümüz dünyasının mobil cihazlarında olmazsa olmaz işlemcileri haline gelmişlerdir. İşlemci sorunu böyle çözüldükten sonra, klavye sorunu ise dokunmatik ekran teknolojisi ile aşıldı. Özellikle Apple firmasının dokunmatik ekran teknolojisini cep telefonlarına (iphone ile) uygulaması ile klavye taşıma zorunluluğu da ortadan kalktı. 3 Nisan 2010 tarihinde ise Apple firmasının iPad' i tanıtması ile günümüzün Tablet Bilgisayarları doğdu. Apple' ı Samsung, HP, Lenovo, Asus gibi firmalar da takip edince bilişim piyasasında tam bir tablet bilgisayar çılgınlığı yaşanmaya başlandı.


Dokunmatik ekran teknolojisi yerini Çoklu Dokunmatik (multitouch) ekranlara bırakırken; tabletlerde artık sadece tek parmak değil, birden fazla parmak ile ve farklı kombinasyonlarda farklı komutları işletebilmek mümkün oldu. Ayrıca 4G teknolojisindeki baş döndürücü gelişmeler ile sağlanan mobil internet hızları neredeyse kablolu internet hızlarına yaklaştı. Tabletler üzerlerindeki HDMI (High Definition Media Interface – Yüksek Çözünürlüklü Medya Arayüzü) çıkışları ile de direk LED, Plazma veya LCD TV' lere bağlanarak görüntü ve ses aktarabiliyorlar.

Tabletlerde kullanılan ilşletim sistemleri de sektörde bir başka yarışma/rekabetin önünü açtı. Masaüstü bilgisayarlardaki Windows hakimiyeti tabletlerde yok. İnsanlar firmaların baskısı ile de olsa Windows tekelinden kurtuldular. Apple iPad' lerde kendi iOS işletim sistemini kullanırken, Samsung, Asus, HP vb birçok firma da Google öncülüğünde geliştirilen ve linux temelli açık kaynak kodlu Android işletim sistemini kullanmaktadır.

İşletim sistemi tercihi daha sonra tabletinize yükleyeceğiniz uygulamalar bakımından da çok büyük önem taşıyor. Zira Android ve uygulamaları, açık kaynak kodlu olduklarından dolayı tamamen ücretsizken, Apple uygulamalarına ayrıca para vererek satın almak durumundasınız. Uygulama çeşitliliği bakımından Apple piyasaya daha önce girmenin avantajı ile açık ara önde iken, Google Market ile Andoid uygulamaları aradaki farkı hızla kapatıyor.

Bundan sonra bilgisayar teknolojilerinin giderek daha çok cep telefonu, tabletler vb mobil cihazlara kayacağını görmek için kahin olmaya gerek yok. Bir sonraki adım olarak ise klavyelerin çoklu dokunmatik ekranlardan da kaybolacağı, yerini ise sesli komut sistemlerinin alacağı söyleniyor. Konuşmadan yazıya (speech to text) denilen bu teknoloji, uzun yıllardır mevcut ancak gün geçtikçe mükemmelleştiriliyor.


FATİH PROJESİ

T.C. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kısa adı Fatih Projesi olan “Fırsatları Araştırma, Teknolojiyi İyileştirme Hareketi” kapsamında 17 ildeki 52 okula, 13 bin tablet bilgisayar ve 500 akıllı tahta dağıtıldı. Projenin nihai hedefi ise eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğini sağlamak ve okullarımızdaki teknolojiyi iyileştirmek amacıyla Bilişim Teknolojileri araçlarının öğrenme-öğretme sürecinde daha fazla duyu organına hitap edilecek şekilde, derslerde etkin kullanımı için; okulöncesi, ilköğretim ile ortaöğretim düzeyindeki tüm okullarımızın 620.000 dersliğine dizüstü bilgisayar, LCD Panel Etkileşimli Tahta ve internet ağ altyapısı sağlamaktır.

Dünyada bu konuda en önde giden örnek Güney Kore' dir. Özellikle Samsung ve LG gibi dünya devi olan bilişim firmaları sayesinde oldukça ekonomik olarak küçük yaştan itibaren öğrencileri teknoloji ile tanıştırıyorlar. ABD gibi bazı ülkelerde de bizimki gibi pilot okullarda denemeler yapılıyor. Prof. Dr. Osman Coşkunoğlu, Cumhuriyet gazetesinde Fatih Projesi' ni eleştiren bir makale yazdı. Bu makalede bahsedilen araştırmalar çok ilginç. Eylül 2011’ de New York Times gazetesinin yayımlamaya başladığı, ABD’ deki okullarda uygulamaları inceleyen bir yazı dizisinde (www.nytimes.com/2011/09/04/technology/technology-in-schools-faces-questions-on-value.html?ref=technology), yoğun teknoloji kullanılan okullarda öğrencilerin öğrenme düzeylerinin iyileşmediği, hatta kötüleşebildiği açıkça gösteriliyor. 4 Şubat 2012 tarihli Los Angeles Times gazetesi, konunun saygın uzmanlarına ve bilim insanlarına sordukları “Bu gösterişli teknolojilerin eğitime gerçek katkısı nedir” sorusunun yanıtlarını içeren bir makale yayımladı (www.latimes.com/business/la-fi-hiltzik-20120205,0,639053.column). Yanıtlar aşağı yukarı aynıydı: Okullarda bu yeni teknolojilerin kullanılmasından yararlananlar sadece satıcı firmalar ve yaldızlı ama sığ laflar eden politikacılardır! Nitekim, derslerini internetten herkese açmış olan, dünyanın önde gelen bazı üniversitelerinde en kompleks konuların bile kara tahtada işlendiğini görüyoruz. Fatih Projesi aslında doğru uygulanırsa ülkemizin teknolojik gelişimi için çok büyük bir fırsat olabilir. Ancak bu projede kullanılacak ürünlerin ülkemizde geliştirilmesi, hiç olmazsa %50 yerli üretim şartı getirilmeliydi. Oysaki son yapılan düzenlemeler ile Fatih Projesi' nde 2015 yılı sonuna kadar yapılacak alımlar Kamu İhale Kanunu kapsamından çıkarıldı. Hazır yapılan alımlar ile, dünyanın dev teknoloji şirketlerinin açık pazarı haline geliyoruz. Cari açıkla mücadele etmeye çalışan ekonomi yönetimi, Fatih Projesi ile ilgili yapılacak alımlarda %50 yerli üretim oranını yakalayamaması halinde bilr en azından %80 offset taahhüdü (offset: Bir karşılıklı ticaret türü. Ülkeden büyük miktarda döviz çıkışı gerektiren savunma sanayii ve yatırım projelerinde işi alan ülke ya da firmanın bu iş karşılığında, üzerinde taraflarca anlaşılan bir oranda döviz geri girişi sağlayacak şekilde belli miktarda mal alımı veya başka ülkelere ihracat garantisi gibi yükümlülükler kabul etmesidir) almalıdır. Ayrıca bu proje kapsamında kullanılacak teknolojilerin öğrencilerin sağlığı üzerinde olumsuz etkileri de olabileceği söylenmektedir. Zira tabletlerle etkileşimli tahta arasındaki iletişim kablosuz olarak (Wi Fi) sağlanacağı için, her sınıfta adeta orta boy bir baz istasyonu varmış gibi bir ışınım (emisyon) olacaktır. Küçük bir sınıf içerisinde kullanılacak bilgisayarlar, projeksiyon cihazı, tabletler, kablosuz modem ve router düşünüldüğünde ortaya çıkacak elektromanyetik dalga kirliliği hiç de azımsanmayacak boyutta olacaktır. Elektromanyetik dalga kirliliğinin de günümüzün vebası kanserin en büyük nedenlerinden bir olduğu bilinmektedir. Özellikle kafatasları tam olarak gelişmemiş küçük yaştaki çocuklar açısından bahsettiğimiz riskler daha büyüktür. Bilişim teknolojilerinin eğitimde kullanılması konusunda en çok dikkat edilmesi gereken noktalardan bir de, kullanılacak eğitim yazılımlarının niteliğidir. Günümüzde yazılım maliyetleri, bilişim teknolojilerinde neredeyse donanım maliyetleri ile başa baş gitmektedir. Dolayısıyla sizin tabletler içine yükleyeceğiniz eğitim yazılımlarınız mevcut değilse, o tabletlere yatırılan paralar boşa gidecektir. Ülkemizde Vitamin gibi bazı başarılı örnekler olsa da halen yazılımlar istenilen düzeyde değildir. Ayrıca dağıtılacak tabletlerin öğrencilerin elinde oyun konsolu olması işten bile değildir. Her ne kadar Milli Eğitim Bakanlığı, tabletlerin yazılımına kod yerleştirileceği ve tabletlerin eğitim amacı dışında kullanılamayacağını söylese de; bilişim dünyasında kırılmayacak kod yoktur. Böylece öğrencilerin eğitimine destek olarak dağıtılan tabletler, bir anda eğitime köstek olabilirler. Biz yıllardan beri devletin ilköğretim okullarında; ders kitaplarını kağıda basılı olarak dağıtmasını kaynak israfı olarak nitelemekteyiz. Ancak bunların yerine tablet dağıtılması da yine kaynak israfına neden olacaktır. Zira Fatih Projesi kapsamında önümüzdeki 5 yıllık süreçte harcanacak olan paranın 20 milyar dolar olacağı söyleniyor. Halbuki tablet yerine elektronik mürekkep teknolojisi temelli e-kitap okuyucular dağıtılsa idi; hem kaynak israfı önlenir hem de çocukların sağlığı açısından yukarıda bahsettiğimiz riskler ortadan kalkardı. Zira e-kitap okuyucular, gözleri yormayan arka ışığı olmayan pasif ekranları yanında sadece sayfa değiştirirken pil harcaması ile ön plana çıkmakta. Ayrıca hareketli görüntülere uygun olmayan bu teknoloji ile öğrenciler sadece kitap okuyabilirler.

Kaynakça:

1.http://en.wikipedia.org/wiki/Tablet_computer
2.http://en.wikipedia.org/wiki/ARM_architecture
3.http://www.ot1.com/arm/armchap1.html
4.http://whatistabletpc.info/
5.http://www.pcmag.com/article2/0,2817,2382821,00.asp
6.http://en.wikipedia.org/wiki/Dynabook
7.http://tr.wikipedia.org/wiki/Tablet_KB
8.http://fatihprojesi.meb.gov.tr/tr/index.php
9.http://www.odatv.com/n.php?n=fatih-projesinin-perde- arkasi-0902121200
10.http://fatihprojesi.meb.gov.tr/tr/index.php
11.http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=offset
12.http://www.vitaminegitim.com/
Av. Yusuf İŞLER