8 Nisan 2017 Cumartesi

SSD TEKNOLOJİLERİ

SSD İngilizce Solid State Drive kelimelerinin kısaltmasından türetilmiş bir terimdir. Türkçeye Katı Durum Sürücüleri olarak çevirebiliriz. Kısaca tanımlamak gerekirse; veri depolamak için geliştirilmiş sabit disklerin yerini alan veri depolama aygıtlarıdırlar.

Mekanik bir sabit diskin maksimum yazma hızı ortalama 150mb/sn iken SSD' lerde bu hız 560mb/sn' dir. En büyük avantajları; ısı, ses, düşük enerji sarfiyatı ve mekanikliğin ortadan kalkmasıdır.

SSD' lerin çalışma mantığı RAM' ler ile aynıdır. Yani Rastgele Erişilebilir Bellek RAM' ler gibi (random access memory) veri yolları her mikroçipe paralel bağlanarak istenilen bilgiye eş zamanlı olarak erişilebilir. Bu nedenle SSD' ler çok yüksek hızlara erişebilmektedir.

Teknolojinin gelişimiyle birlikte bilgisayarlar ve bilgisayar donanımlarıda sürekli gelişmektedir. Sabit disklerde bu gelişmelerden nasibini almaktadırlar. Uzun zamandan beri masaüstü bilgisayarlarda harddiskler kapasite olarak devamlı gelişmekteydi. Firmaların TB (Terabayt) yarışı neticesinde sabit disklerin kapasiteleri devamlı olarak arttı. Klasik sabit disklerin çalışma mantığının geliştirilmesine ihtiyaç vardı.

Benzer şekilde sunucu diskleri olan Scsi disklerin de geliştirilmesi gerekliydi. Bulunacak çözüm hem masaüstü hem de Sunucu taraflı sistemlerin ihtiyaçlarına yönelik olmalı ve ayrıca performans olarak sabit diskleri geri bırakmalıydı. İşte tam bu noktada Ssd (Solid state disk)'ler hayatımıza girmiş oldular.

Solid state disk kısaca ssd'ler "katı durum diski" anlamına gelmektedir. İçlerinde hareket eden manyetik kafalar yoktur, bu yüzden de sessiz çalışırlar. Tipik bir RAM gibi üzerinde entegreler bulunur fakat bu entegrelerdeki bilgiler RAM'de olduğu gibi elektirik kesilince silinmez, kalıcıdır. Sabit diskler bilgisayar dünyasının en eski ve en az değişime uğrayan parçaları olmuştur. Eski bir Pentium 2 bilgisayarınız da olsa, onun ATA sabit diskini alır ve güncel bir masaüstü bilgisayara kolaylıkla bağlayıp kullanabilirsiniz.

Performans yönünden de hiçbir şikayetiniz olmaz, sadece kapasitesinin düşüklüğünden muzdarip olabilirsiniz. Mekanik diskler, dönen bir plaka üzerine belirlenen sektörlere hareket eden okuma-yazma kafalarının veriyi manyetik yolla işlemesi mantığına dayalı olarak çalışır (bir mıknatısın demir tozlarını nasıl kendine çektiğini düşünün).

Yıllar boyu bebek adımlarıyla geliştirilmekte olan mekanik sabit diskler teknolojinin sınırlarına fazlasıyla takılmış durumdalar. Bu durum artık devrim niteliğinde sayılabilecek SSD teknolojisi sayesinde ortadan yavaş yavaş kalkacaktır. “Bilgisayar en yavaş parçası kadar hızlıdır” sözünü hatırlayıp, sabit diskleri bilgisayarları frenleyen en büyük etken olarak düşünebiliriz. Aslında bunun tek bir sebebi vardır o da mekanik disklerde asla optimum seviyelere düşürülemeyen erişim süresidir.

CPU L1 ve L2 önbelleklerinin nanosaniye mertebesinde veri erişim süreleri olduğunu, çipset ve ram’lerin de 0.001ms’lik haberleşme sürelerini düşündüğümüzde sabit diskten okunan verilerin 15ms gecikme ile erişilebilir olması sistemi ciddi bir darboğaza sokmaktadır. Solid State Disk’lerde ise erişim süreleri 0.1-0.2ms civarlarındadır ki, bu Random Access Memory(RAM) kadar hızlı olmasa da sabit disklere oranla muazzam bir performans artışı anlamına gelir. Günümüzde kullanılan en hızlı sabit disk, 15000RPM dönüş hızına sahip SCSI disklerdir ki onlar bile 4ms seviyesinde rastgele erişim sürelerine sahiptir.

Fakat SSD diskler 0.1ms rastgele erişim süreleri ile veriye 40 kat daha hızlı ulaşabilmekteler. Tamamen serverlar için düşünülmüş SCSI 15000RPM disk ile durum böyleyse, yaygın olarak masaüstü pc’lerde kullanılan 7200RPM’lik 12-14ms erişim sürelerine sahip bir SATA-2 diskte durum nedir tahmin edebilirsiniz.

Solid State Disk’ler sadece erişim süresi avantajına değil, veri güvenliği anlamında da mekanik sabit disklerden çok ilerideler. 0 ile 70 derece sıcaklıkta optimum olarak çalışabilen bu diskler 1500 G’lik darbe dayanımına sahiptir. G değeri yerçekimi ivmesi olarak bilinmekte ve 9,81m/s2 değerine sahiptir.

Dünya üzerinde her insanın omurgasına yerçekim ivmesinden kaynaklanan 800kg civarında yük uygulamaktadır. Fakat insan omurgası bu yüke uygun olarak yaratıldığından zorlayıcı bir etkisi bulunmamaktadır. Uzaya çıkan astronotlarda ise vücutlarından birden kalkan bu yük nedeniyle birkaç hafta içerisinde eklem rahatsızlıkları ve ciddi fiziksel kemik bozuklukları yaşanmaktadır. Bu nedenle uzay mekiği içerisinde basınç odalarında yaşamaktalar ve mekik dışında 250KG ağırlığında elbiseler giymekteler.

1500 G değerini biraz daha açmak gerekirse, bir Formula 1 pilotu 300km/s hızla giderken tam güçle frene basarak 2sn’de 60km/s sürate inebilmektedir. Bu durumda dahi pilotun üzerine uygulanan kuvvet 6 G seviyesindedir. Bir duvara çarpan F1 aracında ise, 90 G üzeri ölümcül kabul edilmekte ve en iyi ihtimalle beyin travmasına neden olmaktadır. Bu nedenle 1500 G’ye dayanıklı bir diskin son derece güvenli olduğu rahatlıkla söylenebilir.

SSD’ lerin okuma ve yazma performansına gelince, 100MB/s okuma ve 80MB/s yazma performansını görmekteyiz. Standart bir mekanik SATA-2 sabit diskin de bu değerlerde veya çok az daha hızlı okuma ve yazma yapabildiğini düşünürsek SSD’ lerde pek bir kayıp bulunmuyor. Fakat bu tekil dosyaların transferi esnasında ulaşılabilen bir değerdir. Örneğin büyük bir video dosyasında her iki disk türü de birbirine yakın performans gösterecektir. Fakat çoklu dosyalarda yani yüzlerce dosyaya erişim söz konusu olduğunda SSD diskler 30MB/s gibi okuma-yazma değerlerine düşerken, mekanik disklerde bu düşüş 300KB/s gibi dramatik seviyelerde yaşanmaktadır.

Bu nedenle program açılışları veya oyun yüklemeleri gibi durumlarda SSD disklerin 100 kata kadar daha hızlı olduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. SSD’ ler genellikle 2.5 inç boyutlarında üretilmekte ve laptoplarda kullanılmaktadır. Masaüstü PC’lerde ise sarsıntılardan doğabilecek veri kayıpları ufak bir ihtimal olduğundan henüz yaygınlaşmaya başlamamıştır. Geleneksel sabit disklerin harcadığı 15 Watt değerine karşılık SSD’ ler 2 Watt enerji ile çalışabilmekteler.

Daha az ısındıklarından ve hafif olduklarından kullanımı daha elverişlidir. Fakat SSD’ lerde belirli bir yazma sınırı vardır. Örneğin bir bölgeye 100 bin defa yazma veya silme işlemi yapılabilir. Tabi bu değer teknolojinin gelişimiyle daha üst seviyelere çıkartılabilir. Ama bu haliyle de 100 bin değeri hiç az bir rakam değil. Normal bir kullanımda en az 5 sene sorunsuz çalışabilecektir.

Solid State Disk’ ler aslında kullandığımız usb flash belleklerin birbirlerine bağlanarak oluşturulduğu bir platformdur. Tabi bunu üzerindeki kontrolcü sayesinde kusursuz olarak gerçekleştirir ve bir bütün olarak çalışır. Örneğin 64GB’ lık bir SSD diskte 32 adet 2GB’ lık flash bellek veya 128GB’ lıkta 32 adet 4GB’ lık flash bellek kullanılabilir.

SSD (Solid State Disk)'ler nasıl çalışırlar?

Geleneksel hard disklerde veriler, plakaların üzerindeki sektörlerde tutulurlar. Bu plakalar hard disk içerisindeki motorlar ile döndürülür ve okuma / yazma kafası tarafından okunurlar. SSD' lerde ise veriler NAND flash yongalarda saklanır. SSD' lerin içerisindeki bellek yongaları, tıpkı bilgisayarlarımızdaki RAM' ler gibi hızlı çalışırlar.

SSD (Solid State Disk)'in avantajları nelerdir?

  1. Bilgisayarınız daha hızlı açılır.
  2. Aşırı düşük okuma ve yazma gecikme süreleri.
  3. Daha hızlı rastgele erişim süresi.
  4. Düşük güç tüketimi ve ısı üretimi.
  5. Daha iyi mekanik güvenilirlik.
  6. Daha kararlı performans
  7. Disk birleştirmeye gereksinim duymaz.
  8. Daha küçük boyut ve daha hafif
  9. Dosyalara erişim hızı çok yüksek.
  10. Oyun ve uygulamalarda daha fazla performans

SSD (Solid State Disk)'in dezavantajları nelerdir?

  1. Ssd (Solid State Disk)'ler şimdilik kapasite bakımından düşük, fiyat bakımındanda pahalılar.
  2. Manyetik alan ve statik elektriğe karşı mekanik hard disklerden daha dayanıksız olması bir dezavantajdır.
  3. 10.000 - 15.000 işlem civarında yazma-silme ömrü bulunması ssd'lerin bir dezavantajıdır.

Ssd satın almadan önce dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?

  1. Alacağınız ssd diskin kontrölcülerin bilindik markalar olmalı.
  2. Alacağınız ssd harddiskin flash bellek yonga tipine dikkat ediniz.(MLC, SLC, TLC)
  3. Alacağınız ssd harddiskin okuma ve yazama süreleri gibi teknik verilerini incelemeyi unutmayınız.
  4. Alacağınız ssd harddiskin "Wear Levelling Algorithms" gibi teknolojiler içerip içermediğini öğreniniz.
  5. Alacağınız ssd harddiskte "Trim" desteğinin olup olmadığını öğreniniz.

MLC, SLC, TLC nedir ?

SSD diskler günümüzde 3 farklı tür olarak kullanılmaktadır. Bunlardan ilki SLC (Single Level Cell), yani tek hücreli, ikincisi MLC (Multi Level Cell) yani çok hücreli, üçüncüsü ise TLC (Triple Level Cell) yani çok katmanlı olarak karşımız çıkmaktadır.

SLC diskler (Single Level Cell): SLC diskler her bir hücrede sadece 1 bit veri saklarlar ve bu yüzden daha az kapasite sunarlar. Fakat her sektör bir kere yazıldıktan sonra, silinip başka bir veri yazılana kadar sadece okunduğundan daha yüksek performans sağlarlar. Çok yüksek performans gerektiren uygulamalar için SLC tipi bellekler tercih edilmektedir. Her sektör bir bit veri barındırdığından kapasiteleri daha az ve daha pahalıdırlar.

MLC (Multi Level Cell): MLC tipi diskler ise her bir hücrede 2, 3 ve daha fazla bit veri saklayabilir. Bu sebeple kapasite olarak SLC disklerden çok daha fazla alan sunabilirler. Fakat performans anlamında SLC’ler kadar iyi değildirler. Çünkü aynı sektör içine birden fazla veri yazıldığından hem okuma hemde yazma işi için aynı alanları kullanırlar fakat kapasite kazanımından dolayı SLC disklerden daha ucuzdur.

TLC (Triple Level Cell): TLC diskler ise kısaca MLC disklerin katmanlı halidir. Yani farklı katmanlardaki hücrelere 2 veya daha fazla veri yazılabilen disklerdir. Performans anlamında MLC’dende kötüdür ama fiyat ve kapasite olarak hepsinden daha iyidir.

Wear Levelling Algorithms nedir?

SSD' lerde ortalama yazma-silme işlem boyutu ömrü yaklaşık 10.000 - 15.000 işlem civarında. İşte bu ömrü uzatmak için geliştirilen bir teknolojidir "Wear Levelling Algorithms". Yazılacak veriler, ne kadar dolu olursa olsunlar diskteki bütün hücrelere dağıtılıyor. Böylece belli hücrelerin erken yıpranıp bozulmasının önüne geçilmiş oluyor.

Bir SSD' nin ömrü bu teknik sayesinde büyük miktarda uzatılabiliyor. Yükü dağıtan bu sistem olmasa, yoğun kullanılan bir SSD' nin ömrü 6 ay kadar kısa olabilir. Bu sistemle ise diskin ömrü 5 ila 10 yıla kadar uzuyor. Bir dezavantajı var o da veri sabit disk geneline dağıtıldığı için performans düşüşü yaşanması.

Trim desteği nedir?

Windows 7' den önceki işletim sistemlerinde SSD ve sabit diskler üzerindeki dosyayı sadece sanal olarak silebilirdiniz. Gerçekte ise üzerine başka bir veri yazılıncaya kadar o dosyanın veri blokları diskte sürekli kalırdı. Geleneksel sabit disklerde silinmiş gibi görünen blokların üzerine rahatlıkla tekrardan veri yazılabilirken, SSD' lerde tekrar veri yazılabilmesi için 4KB' lık hücre bloklarının mutlaka boş olması gerekir.

TRIM desteği olmadan yeniden yazma işlemi için öncelikle hücre bloklarındaki veriler okunmalı, sonra silinmeli ve en sonunda ise boşalmış olan hücrelere veri depolanmalıdır. Windows 7 ile beraber gelen TRIM komutu sayesinde diskteki dosyalar flaş yonga hücrelerinden tam anlamıyla silinir ve diskiniz bu işlemlerle uğraşarak zaman kaybetmez.

Özellikle evinizin veya büronuzun bir köşesine atılmış eski teknolojili diz üstü bilgisayarlarınızın harddiskini SSD ile değiştirirseniz; inanılmaz performans artışına ulaşabilirsiniz. Zira dizüstü bilgisayarlarda en çok güç tüketen aygıtlar harddiskler olmaktadır.

Dizüstü bilgisayarlar için üretilen harddsiklerin hızlarının düşük, fiyatlarının ise pahalı olması nedeni ile birçok insan diz üstü bilgisayarlarını geliştirmek yerine değiştirme yolunu seçmektedir. Oysaki harddisklerin ssd ile değişimi çok daha makul bir
çözümdür.

Masaüstü bilgisayarlar için de bugüne kadar geliştirme/iyileştirme deyince aklımıza en önce RAM' ler ve işlemciler gelmekteydi. Zira harddisk teknolojilerinin çalışma ilkeleri SSD' ler çıkıncaya kadar son 30 yılda pek az değişmiştir. Oysaki şimdi SSD' ler ile yaşanan devrim çok büyük boyutlardadır.

Somut örnek vermek gerekirse SSD' lere sahip bilgisayarların açılış süreleri 3-4 saniye kadardır. Bundan dolayı artık yeni bilgisayar alacak meslektaşlarımızın mutlak surette depolama birimi olarak SSD' leri içeren sistemlere yönelmeleri akıllıca bir seçim olacaktır. Zira çok yakın bir zamanda normal harddisklerin üretimden kalkacağını söylemek, hayalcilik olmayacaktır kanısındayım.

Büronuzda kullandığınız bilgisayarların hızından memnun değilseniz yeni bilgisayar almak yerine, klasik depolama aygıtlarınızı SSD' ler ile değiştirmenizi tavsiye edebilirim. Hem cebinizden daha az para çıkmış, hem de istediğiniz hız artışına kavuşmuş olursunuz.

Kaynakça:

  1. https://tr.wikipedia.org/wiki/Kat%C4%B1_hal_s%C3%BCr%C3%BCc%C3%BC#SSD.27lerin_di.C4.9Fer_depolama_t.C3.BCrleri_ile_kar.C5.9F.C4.B1la.C5.9Ft.C4.B1r.C4.B1lmas.C4.B1
  2. http://www.nedir.com/ssd
  3. https://www.cozumpark.com/blogs/donanm/archive/2013/08/11/ssd-disk-teknolojileri.aspx

17 Mart 2016 Perşembe

SANAL KUMAR

Kumarı, kısaca maddi kazanç elde etmek umuduyla oynanan, genellikle şansa dayalı oyun olarak tanımlayabiliriz. Birden fazla kişi arasında rekabete dayalı bir şekilde oynanabildiği gibi, bir kişi tarafından bir oyun makinasına karşı da oynanabilir. Bir oyunda şahsi maddi varlıklarını (genellikle para) risk etmeye kumar oynamak denir.

Bu konuda mevzuatımızı incelediğimizde ilk akla gelen TCK' nun 228. maddesidir:

Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama
        Madde 228- (1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, bir yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Çocukların kumar oynaması için yer ve imkan sağlanması halinde, verilecek ceza bir katı oranında artırılır.
(3) Bu suçtan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(4) Ceza Kanununun uygulanmasında kumar, kazanç amacıyla icra edilen ve kar ve zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır.

Madde metni incelendiğinde kanun koyucunun asıl olarak kumar oyanatan kişileri cezalandırdığı ortaya çıkmaktadır. Zaten madde başlığı da “kumar oynanması için yer ve imkan sağlama” dır.

Dolayısıyla kumar oynayanların bu madde kapsamında cezalandırılması mümkün değildir. Onlar hakkında ancak Kabahatler Kanunu' nun 34. maddesi uygulanabilecektir:

Kumar
Madde 34 - (1) Kumar oynayan kişiye, yüz Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca, kumardan elde edilen gelire elkonularak mülkiyetin kamuya geçirilmesine karar verilir.
(2) Bu kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir karar verir.

Bilindiği üzere Türkiye' de kumar yasak ve kumarhaneler de yaşanan acı olaylar sonucunda toplumda oluşan infial nedeniyle kapatılmıştı. Ancak gelişen internet teknolojileri, yurtdışında kurulmuş siteler üzerinden kumarı insanımızın yaşamına yeniden soktu.

Belki size çok uzak bir kavram ama Türkiye' de 2 milyon kişi internet üzerinden kumar oynuyor. Çılgın paraların döndüğü bu sanal dünyayı beş ana teknoloji yönetiyor. Milli Piyango İdaresi' nin tespitlerine göre, internette oyun oynanan 6 bini aşkın site bulunuyor ve her geçen gün de yenileri kuruluyor. Türkiye' de bu sitelere ayda en az 2.000.000 dolar para yatırılıyor.

İnsanların bu işten nasıl para kazandığını anlatmak amacıyla verebileceğimiz en iyi örnek ünlü Hilton Otelleri olabilir. Otel grubunun üst düzey bir yetkilisi, 2004 yılında elde ettikleri gelirin yüzde 90' ının sanal kumardan geldiğini açıkladı.

Sanal kumarhanelerin tarihi 1994 yılında bize oldukça uzakta olan bir yerde başlıyor. Bermuda Antigua ülkesinin serbest ticaret ve işletme bölgesi kanununu yürürlülüğe sokmasıyla sanal casino işletmeciliğinin önü açılıyor. Antigua, bügün sanal casino' lar arasında en popüler lisans yeri olarak bilinir. 1994 yılında Microgaming ve 1995 yılında CryptoLogic teknolojisinin geliştirilmesiyle başlayan sanal casino fırtınasına, 1996' da Boss Media katılır. Sanal casino' larda parasal işlemlerin temelini ise Cryptologic atar. İlk defa internet üzerinden parasal işlem yapabilen ECash sisteminin geliştirilmesiyle internette paralı kumar oyunları sektörünün onü açılmış olur.

2002 yılında bir oyuncunun ilk defa 1,5 milyon dolar ikramiyeyi vurmasıyla, sektöre hem yeni casino siteleri hem de kumar oyuncuları akın akın gelmeye başlar. 1999 yılında 700' e ulaşan casino sitesi sayısı bügün 6.000' in üzerinde bulunuyor. Sanal casino' lara dünyanın her yerinden milyonlarca kişi milyarlarca dolarını yatırıyor ve trilyonlara varan oyun oynanıyor.

KULLANILAN TEKNOLOJİLER

Sektöre damgasını vuran beş ana sanal kumar teknolojisi bulunuyor: Net Entertainment, Real Time Gaming (RTG), Microgaming, Cryptologic (Wagerlogic) ve Playtech.

Bunlar sektörün altı büyükleri diye anılıyor ve sanal casino dünyasının yüzde 80' ini elinde tutuyorlar. Bu şirketler oyun programını geliştirme, işlemlerini denetimden geçirme, yeni oyunlar ekleme, teknolojiyi ve bakımını destekleme, ödemeleri ve işlemleri gerçekleştirme görevlerini yerine getiriyor.

Lisans kullanım hakkını kiralayan casino sahipleri, oyun programlarını değişik markalar altında sunabiliyor. Örneğin bir kumar oyuncusu beş ayrı casino sitesinde farklı hesaplar açtığını sanabilir; ama aslında sonuçta aynı casino programında oyun oynuyordur.

NASIL ÇALIŞIYOR

Sanal kumarhanelere bir "tık" ile girilip 10 cent ile oynamaya başlanabiliyor. Buna karşılık üst sınır bulunmuyor. İnternetteki kumar siteleri reklamlarını yine internetteki siteler üzerinden yapıyor. Örneğin herhangi bir servis sağlayıcısından maile bakmak için girildiğinde bu kumar sitelerinin reklamına rastlanabiliyor. Kumarhaneye girmek için "tıklamak" yetiyor.

Yeni kumar bağımlıları yaratmak için siteler eğitim de veriyor. Bazı kumar siteleri yeni başlayanlar için öğrenme amaçlı bir menü bile oluşturmuş. Bazı casinolarda cep telefonundan bile oyun oynanabiliyor. Bunun için telefonunuza uygun yazılımı yüklemeniz yeterli oluyor.

Sanal kumarcıların yakından tanıdığı ünlü playtech yazılımlı kumarhaneler ise, kameralı canlı oyunlarında kullandığı bayan kurupiyerleri ile çok popüler. Bu kumarhanelerde ekstra bonuslar da mevcut. Bu tür kumarhaneler, o ay içinde kredi kartı dışında yatırılan her paraya bonus veriyor. Bu sayede kredi kartına ödeyecekleri işlem komisyonlarını oyunculara dağıtıyorlar.

BANKALAR DA KAZANIYOR

Sanal kumar oynamak için en çok kulanılan ödeme şekli kredi kartı. Müşteri, kredi kartı numarası ve kartın arkasında bulunan CVC numarasını vererek sitenin hizmetinden yararlanabiliyor. Bankalar internetten oynanan kumarda, kredi kartından nakit avans çekilmiş gibi işlem yapıyor, müşteriye günlük faiz uyguluyor.

Oyuncu kaybetmek istemeyen kumar siteleri bunun da önlemini almış. Faiz ödemek istemeyen müşterileri için havale, paypal, doku, netteller vb ödeme türlerini de kabul ediyorlar.

SANAL KARTLAR REVAÇTA

Genelde kullanıcıların kredi kartı bilgilerini vermekten korkmaları nedeniyle kredi kartına bağlı "sanal kart" kullanımı da oldukçe revaçta. Kartın limiti kullanıcı tarafından belirleniyor. Sadece internette yapılan alışverişlerde kullanılıyor. Alışveriş bittikten sonra bu kart başkaları tarafından kullanılamıyor. Sisteme kayıtlı binlerce kullanıcı var. Türkiye, tüm dünyadaki sanal kart kullanımında oldukça önlerde. 2002 yılında Europay' in yaptığı araştırmada tüm dünyada ABD' den sonra en çok sanal kart kullanan ülke Türkiye. Sanal Kart pekçok banka tarafından veriliyor.

BDDK TARAFINDAN YASAKLANDI

İnternette kredi kartı ile kumar oynanmasının önlemini almak imkansız değil. İnternet üzerinden yasadışı bahis oyunlarındaki gözle görülür artışın ardından Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) da bankaları uyardı. Kurum, banka kartları ve kredi kartlarının spor müsabakalarıyla ilgili yasa dışı bahis işlemlerinde kullanılmamasını istedi. Nasıl hareket edilmesi gerektiğini hatırlatan bddk bankalara, bahiste kullanıldığının tespit edilmesi halinde kartların kapatılması talimatını verdi. Bunun için gerekli sistemin kurulması gerektiğini vurguladı. Yazıda, 2 Ağustos 2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ‘6495 sayılı kanuna atıfta bulunuldu. Bankacılık hizmetleri ve işlemleri ile banka kartı ve kredi kartlarının, 7258 sayılı kanunda belirtilen suçlarda kullanılmasının önlenmesinin BDDK’ nın yetki ve görevleri arasında olduğu hatırlatıldı.

Talimat çerçevesinde, kredi kartı vasıtasıyla internet üzerinden oynanan bahis oyunları bankalarca tespit ediliyor. Daha sonra işlemin kullanıldığı bütün kartlar ve işlemler Maliye’ ye bildirilerek bir sonraki aşamada da söz konusu kartlar kapatılıyor. Bu nedenle sanal kumar oynatan sitelerin, ön ödemeli sistemlere yöneldikleri dikkat çekiyor.

İnternetteki kumar sitelerinin perdelenmesi de mümkün. Ancak bunun için mahkeme kararı gerekiyor. Tamamen teknik bir mücadele yönteminde ise hackerlar kullanılıyor. Hackerlar ile kumar siteleri çökertilebiliyor. Bu işlemden bıkan siteler faaliyetine son verebiliyor.

SİTELER NASIL KURULUYOR?

Gibraltar, Hollanda Antilleri, Güney Afrika, Dominik Cumhuriyeti, Cebelitarık, Grenado, Güney Kıbrıs gibi ülkelerde kurulan şirketler ortalama 100 bin dolar ödeyerek lisans alıyorlar. Ülkelerden resmi lisans alan kumarhaneler, İnteraktif Oyun Konseyi' ne bağlı bulunuyor. Konsey bu şirketlere yazılım, muhasebe ve sigorta desteği veriyor.

Çeşitli ödeme şekilleri ile faaliyet gösteren bu şirketler, bankacılık hizmetlerinden yararlanarak sitelerinde kumar oynayanları yakın takibe alıyorlar. Neteller (ATM sisteminden para çekme-yatırma), bankaya havale, kredi kartı, Western Union (para transferi), çek gönderme, fire pay (Neteller'ın bir başka yöntemi), paypal, doku gibi yöntemleri kullanan kumar şirketleri kredi kartı gibi yöntemlerde her türlü bilgiyi oyunculardan talep ediyorlar. Örneğin, Neteller sisteminde online casino'ya girildikten sonra "Neteller" yönteminin seçilmesi halinde casino sitesinden başvuru yapılıyor. Oyuncuya hesap numarası, güvenlik kodu ve şifre veriliyor.

Oyuncular ile yapılan sözleşmede anlaşmazlık halinde sitenin ait olduğu ülkenin yasalarının geçerli olduğu belirtiliyor. Örneğin "Anlaşmazlıkların hallinde Gibraltar yasaları geçerlidir" ibaresi yer alıyor. Ancak oyuncular Gibraltar' ın bir ülke ve nerede olduğunu dahi bilmiyor. Üyelik yaş sınırı genellikle 18 olmasına karşın, hizmet verilen ülkenin kanuni yaş sınırı esas alınıyor.

KUMAR VE BAHİS NASIL OYNANIYOR?

Siteye kayıt yaptırmak için, isim, adres, e-mail, doğum tarihi gibi bilgiler isteniyor. Sonra müşteriye bir hesap açılıyor. Müşteri bu hesaba Türk Lirası ya da döviz cinsinden para gönderiyor. Para yatırırken daha çok kredi kartı tercih ediliyor. Kredi kartı bilgilerini vermek istemeyenler ise havale gönderiyor. Bu arada şirket oyunculara, "Havale dekontuna bahis ya da casino içindir yazmayınız" notu iletiyor..

Kredi Kartını kullanmak istemeyenler veya bankaların engellemeleri nedeniyle kredi kartını kullanamayanlar için siteler "neteller, netpay, paypal, doku" gibi alternatif ödeme şekillerini de kabul ediyorlar. Bu ödeme türlerinde genellikle yüzde 2-3 oranında transfer ücreti kesiliyor. Oyuncu kazandığı ilk gerçek kumar ya da bahisten sonra fotograflı, resmi bir kimlik belgesi göndermek suretiyle kayıt bilgilerini teyid etmek zorunda bırakılıyor. Bilgilerin doğruluğu kanıtlanmadığı zaman ödeme yapılmıyor, anlaşma feshediliyor.

İLK TÜRK KUMAR SİTESİNİ BİR ABD' Lİ KURDU

İlk Türkçe kumar sitesini; 2000 yılında, Türklerin sanal kumara ilgisini farkeden Anthony Mataye adlı bir Amerikalı kurdu. Kumar tutkunlarının yüzde 2,5' ini Türkler' in oluşturduğunu ortaya çıkaran Mataye, Güney Amerika yakınlarındaki Antigua isimli bir adaya giderek kumar lisansı aldı. Siteye isim olarak da Türkçe' de oyun kağıtlarında en çok kullanılan kelimelerden biri olan "as" sözcüğünün içinde olduğu bir isim seçti.

KUMAR HASTASI NASIL TEŞHİS EDİLİR

Uzmanlara göre haftada 60 saat internetin başında kalan birisi, aslında bağımlı olmaya doğru yol almış demektir. Ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı Dr.Kadir Türkcan' a göre şu 10 kriterden beşini taşıyan birisi kumar bağımlısı olarak değerlendiriliyor.

  • Kumar oynama eylemi için aşırı kafa yorar
  • Giderek artan miktarlarda kumar oynar.
  • Kumar oynamamak için karar verir ancak kumar mekanlarından kurtulmayı başaramaz
  • Kumar oynamayı azalttığında ve bıraktığında huzursuzluk duyar
  • Sorunlarından kaçmak için kumar oynar
  • Kaybettiğinde ertesi gün kazanmak için tekrar oynar
  • Kaybettiğini kovalar
  • Kumar oynadığını saklamak için çevresine yalan söyler. Kumara gerekli parayı bulmak için sahtekarlık, hırsızlık yapar
  • Kumar yüzünden işinde, eğitiminde ve mesleğinde başarısızlığa uğrar
  • Yaşadığı parasızlıktan kurtulmak için para sağlamak üzere başkalarından güven bekler.
KURTULMAK MÜMKÜN

Sanal kumar başta olmak üzere bağımlılıktan kurtulmanın yolları şöyle sıralanıyor:

  • Kumar bağımlılığının bir hastalık olduğu anlatılmalı
  • Bu anlamda insanların bilinçlenmeleri sağlanmalı
  • Bağımlıların yardım alabileceği yerler çoğaltılmalı
  • Bağımlılık uzmanlarının yetiştirilmesi yönünde üniversiteler çaba sarfetmeli
  • Parasal tüm işlemler bağımlıların ellerinden alınmalı.
  • Kumar oynamayı hatırlatacak her şey hastadan uzaklaştırılmalı.

Kumarın bir bağımlılık olduğu düşünülürse; özellikle internet ortamındaki bu tip sitelerden çocukların korunması için gerekli önlemlerin ebeveynleri tarafından alınması şarttır. Yetişkinler açısından ise; yasaklamanın çözüm olmadığı düşünülerek, tüm vatandaşların bu konuda sağlıklı şekilde bilgilendirilmesi en kalıcı çözüm olacaktır.

Kaynakça:

  1. https://tr.wikipedia.org/wiki/Kumar
  2. http://www.ozgureralp.av.tr/web/makaleler/sanal-kumar/
  3. http://www.atonet.org.tr/yeni/index.php?p=243&l=1
  4. http://www.kolaycasino.com/sanal-kumar-teknolojileri.html



14 Haziran 2015 Pazar

SANAL BAHİS

Özgür inernet ansiklopedisi wikipedia' ya göre Bahis; sonucu önceden belli olmayan ancak var olabilecek sonuçlara göre bazı kazanımlar sağlayan bir organizasyonun (bunlar futbol başta olmak üzere tüm spor müsabakaları hatta seçim sonuçları dahi olabilmektedir) üçüncü kişiler tarafından gelecekteki sonuçlarını tahmin ederek söz konusu kazanımları elde ettiği bir sistem bütünüdür. Bahis, piyango ya da diğer şans oyunlarından farklı bir görünüm çizer. Çünkü burada kura veya çekiliş değil tahmin ve tahmine göre kazanım söz konusudur.

Tüm dünyada genelde Devlet eliyle düzenlenen bu alanda, yasadışı kişi veya kuruluşlar da faaliyet göstermektedir. Bilgi Çağı' nın getirdiği imkanlar, günümüzde bahis olayının da tüm dünya üzerinde nitelik değiştirmesine neden oldu. Eskiden genellikle Devlet otoritesinin ulaşamadığı, gizli karanlık köşelerde icra edilen bahis organizasyonları; günümüzde çoğunlukla sanal dünyanın sunduğu muazzam imkanlar nedeni ile internet ortamında faaliyet göstermektedir.

Ülkemizde en çok ilgilenilen bahis şekli futbol maçlarının sonuçlarına yönelik olarak yapılan tahminlerdir. Bu alan 7258 sayılı Futbol ve Diğer Spor Müsabakalarında Bahis ve Şans Oyunları Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. 29/04/1959 tarihinde yürürlüğe giren bu kanunda, günümüze kadar pek çok değişiklikler de yapılmıştır.

Anılan mevzuattaki yetkilye dayalı olarak Devlet eliyle tekel yaratılmış ve Türkiye' de bir tek firmaya spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunu oynatma yetkisi tanınmıştır.

Ayrıca bununla yetinilmemiş ve bu tekelin korunmasına yönelik olarak da çok sıkı cezai müeyyideler öngörülmüştür. Zira anılan kanunun ilgili maddesi şöyledir:

Madde 5 – (Değişik: 12/7/2013-6495/3 md.)

Kanunun verdiği yetkiye dayalı olmaksızın;

a) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli ve müşterek bahis veya şans oyunlarını oynatanlar ya da oynanmasına yer veya imkân sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
b) Yurt dışında oynatılan spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarının internet yoluyla ve sair suretle erişim sağlayarak Türkiye’den oynanmasına imkân sağlayan kişiler, dört yıldan altı yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
c) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarıyla bağlantılı olarak para nakline aracılık eden kişiler, üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
ç) Kişileri reklam vermek ve sair surette spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis ya da şans oyunlarını oynamaya teşvik edenler, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
d) Spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarını oynayanlar mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından beş bin liradan yirmi bin liraya kadar idari para cezası ile cezalandırılır.

Bu madde kapsamına giren suçlarla bağlantılı olarak, spor müsabakalarına dayalı sabit ihtimalli veya müşterek bahis veya şans oyunlarının oynanmasına tahsis edilen veya oynanmasında kullanılan ya da suçun konusunu oluşturan eşya ile bu oyunların oynanması için ortaya konulan veya oynanması suretiyle elde edilen her türlü mal varlığı değeri, 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun eşya ve kazanç müsaderesine ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir.

Bu madde kapsamına giren suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Bu madde kapsamına giren suçlarla ilgili olarak, 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun erişimin engellenmesine ilişkin hükümleri uygulanır.

Bu madde kapsamına giren suçların işlendiği işyerleri mahallin en büyük mülki idare amiri tarafından ihtarda bulunmaksızın üç ay süreyle mühürlenerek kapatılır. İş yeri açma ve çalışma ruhsatına sahip işyerlerinin ruhsatları mahallin en büyük mülki idare amirinin bildirimi üzerine ruhsat vermeye yetkili idare tarafından beş iş günü içinde iptal edilir.

Madde metni incelendiğinde görüldüğü üzere; çok geniş bir suç tanımı yapılmıştır. Sadece futbol müsabakalarına dayalı olarak Türkiye' deki yetkili firma haricindeki bahis oynatanlar değil, bahis oynayanların da cezalandırılması öngörülmüştür.

Tüm bu caydırıcı önlemlere rağmen; vatandaşlarımızın yurtdışındaki sanal bahis sitelerinde oynamasının önü alınamamıştır. Çünkü yurtdışındaki sitelerin kazandırma oranları daha yüksek olup, Türkiye' dekinin aksine tüm maçlara bahis oynama imkanı da bulunmaktadır.

Günümüzde durum o hale gelmiştir ki; sanal bahis oynayanlar kendi aralarında haberleştikleri sitelerde en çok kazandıran siteleri paylaşmakta ve fikir alışverişinde bulunmaktadırlar.

Ülkemizde yasal olarak bahis oynayan kişilerin sayısının 5 milyona yaklaştığı ve bunların 1.5 milyonunun internet üzerinden bahis oynadığı söylenmektedir. Bir bu kadarının da yasadışı sanal bahis oynadığı tahmin edilmektedir.

Bu nedenle Devletin uğradığı vergi kaybı çok yüksektir. Yurtdışı bahis sitelerinde kullanılan kredi kartlarının kapatılması gibi önlemlerin uygulanması denenmiş; ancak bu da kullanıcıları sanal kart vb ödeme araçlarına yöneltmiştir. Halen tespit edilen yurtdışındaki sanal bahis sitelerine ülkemizden erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmaktadır. Ancak internetin sunduğu teknik imkanların bolluğu, bu tür önlemlerin de aşılmasını kolaylaştırmaktadır.

Tüm bunların yanında sanal bahisle birlikte çeşitli alt sektörler de doğmuştur. Bunların ilk başta geleni, müsabaka sonuçlarına yönelik tüyo satışıdır. Bununla ilgili olarak ulusal basında yer alan bir araştırma dikkat çekicidir:

Yıllık 6,5 milyar dolar büyüklüğündeki bahis pazarından pay almak isteyenlerin geliştirdikleri sistem duyanları şaşkına çeviriyor. Bunun için sosyal paylaşım sitelerini kullanan bu kişiler paraya para demiyor. Akıl almaz taktiklerle para kazanan bu kişiler, Facebook’taki sayfalarında şaibeli maçları ve sonuçlarını bildiklerini iddia ediyor. Kimlikleri bilinmeyen bu kişilerin binlerce takipçisi bulunuyor.

Nasıl çalışıyorlar?

1. yöntem: Üyelik

Facebook’taki bahis sistemi iki yöntem ile çalışıyor. İlk yöntem, üyelik. Bunun için sitesine göre 50 ile 500 TL aylık aidat ödemeniz gerekiyor. Bunun için de önce facebook sayfasında sonuçları bildiğini iddia eden bahisçiye mesaj atılıyor. Mesaj atılmasıyla birlikte karşı taraftan banka hesap numaraları yine mesaj yoluyla gönderiliyor. Bunun üzerine belirlenen aidat ücreti bu hesaba yatırılıyor. Daha sonra ise banka dekontunun üzerine ad soyadı yazılarak, dekontun fotoğrafını çekiliyor ve facebook’tan bu fotoğraf bahisçiye yollanıyor. Devamında bahisçiye ‘Ekleme’ talebinde bulunuluyor. Bahisçi ise dekontun fotoğrafını gördükten sonra ekleme talebini kabul ediyor. Buna ‘VIP’ üyelik deniyor ve bahisçinin yazdığı bütün kuponları görebiliyorsunuz.

2. yöntem: Kupon satışı

İkinci yöntem ise üye olmadan sadece kupon satışı ile oluyor. Bu sistemde ise bahisçi, facebook sayfasında örneğin ‘1’e 500’ kuponum var diye yazıyor. Bu oranlar genelde 1-200 ile 1-500 arasında değişiyor. Bu kuponu satılığa çıkartıyor. Oran yükseldikçe fiyat da yükseliyor ve rakam 50 ile 500 TL arasında değişiyor. Kuponu almak isteyen kişi yine aynı yolu izliyor. Bu işlem yapıldıktan sonra da bahisçi özel kuponunu mesaj yolu ile yolluyor. Özel kupon satışında uygulanan yöntem ise iddiaya göre garanti verilmesi. Bahisçi kuponun tutacağını, tutmaması halinde ise ya yeni kupon vereceğinin ya da paranın iade edileceğinin garantisini veriyor. Başka bir kupon ile parayı telafi şansını sunuyor.

5 site var
Facebook sayfalarını kullanarak bu şekilde bahis kuponu veren birçok sayfa var ama en fazla ‘beğeni’ olan sayfalar 5 tane. Bu 5 sayfayı beğenen kişi sayısı ise toplam 780 bin. Ancak kapalı grup olduğu için kaç üyeleri olduğu bilinmiyor. Aylık ödenen aidat oranının 5 milyon TL olduğu tahmin ediliyor.

Rekabet var

Siteler arasında da rekabet bulunuyor. Öğrencilere ise kampanya yaparak yüzde 50 indirim yapıyorlar! İnsanları üye yapmak için de şimdiye kadar kazandıklarını iddia ettikleri kuponların ve paraların fotoğraflarını paylaşıyorlar. Sayfalarına üye olmayanlar,’beğen’ butonuna basarak kupon satışlarını takip ederken, aidat ödeyerek üye olanlara ise bu kuponlar her zaman açık oluyor.

Kumarın bir bağımlılık olduğu düşünülürse; özellikle internet ortamındaki bu tip sitelerden çocukların korunması için gerekli önlemlerin alınması şarttır.

Yetişkinler açısından ise; yasaklamanın çözüm olmadığı düşünülerek, tüm vatandaşların bu konuda sağlıklı şekilde bilgilendirilmesi en kalıcı çözüm olacaktır.

Kaynakça:

  1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Bahis
  2. http://www.milliyet.com.tr/facebook-uzerinden-sanal-bahis-gundem-1923448/
  3. http://www.sportoto.gov.tr/

23 Temmuz 2014 Çarşamba

ULTRA YÜKSEK ÇÖZÜNÜRLÜKLÜ TELEVİZYONLAR


Türkiye uzun yıllardır yüksek TV izleme oranları ile dünyada dikkat çekiyor. Halkımızın büyük bir bölümü, özellikle de zamanının çoğunu evde geçirmekte olan ev hanımı ve yaşlı insanlarımız, yüksek televizyon izleme oranlarına sahipler. Teknolojinin çok hızlı geliştiği bu çağda, değişimlere ayak uydurmak da zor oluyor.

Bugün kullandığımız teknolojilerin çoğunun ardında, uzun yıllara yayılmış ar-ge projeleri ile desteklenmiş çok dinamik bir elektronik sektörü var. Akıllı cep telefonları ile cebimize sığar hale gelen bilgisayar teknolojisi ve çok çeşitli içeriğe anında ulaşmamıza imkan sağlayan internet teknolojileri, televizyonlara karşı en büyük rakipleri oluşturuyorlar.

Özellikle facebook gibi sosyal ağlar ile youtube gibi video paylaşım siteleri, televizyon üreticilerinin farklı çözümlere yönelmesine neden oldu. Smart TV (Akıllı TV)' ler ile artık evimizdeki televizyonlardan internete bağlanmak, görüntülü konuşma yapmak vb işler sıradan hale geldi. Bu şekilde evlerimizdeki televizyonlar, bilgisayarlar ile bütünleşmiş oldu. Artık birçok Smart TV içerisinde 4 çekirdekli işlemcilerin yer aldığını görmekteyiz.

Ultra Yüksek Çözünürlüklü Televizon ise (veya UHDTV, Ultra HDTV) NHK Science & Technology Research Laboratories tarafından üzerinde çalışılan bir dijital video formatıdır. UHDTV, HDTV' ye göre 16 kat daha yüksek çözünürlüklü bir görüntüye sahiptir.


Geniş Dörtgen Yüksek Çözünürlük (WQHD) (2560 × 1440) ve Kare Tam Yüksek Çözünürlük (QFHD) (3840 × 2160) versiyonları ile geliştirilen UHDTV, yapılan ileri düzey çalışmaların ardından 7680x4320 megapiksel formatına ulaşmıştır.

İlk etap UHDTV deney çalışması 2003 yılında yapılmıştır. 30 dakika süren test çalışmasında HD yayının 16 katı daha yüksek bir çözünürlüğe ulaşılmıştır. UHDTV için geliştirilen ilk kamera ise 2,5 inç (64 mm) ebatlarında CCD teknolojisi ile dizayn edilmiştir. İlk UHD kamera 3840 × 2048 çözünürlüğe sahipti. Sonrasında UHD kameralarının 7680×4320 megapiksele yükseltilmesi ile ilgili çalışmalar başarıyla sonuçlandı. Şu anda birçok ünlü firma UHDTV ve UHD Monitör üretimine başlamıştır.

Ultra Yüksek Çözünürlük olarak tanımlanabilecek iki çeşit çözünürlük vardır:

  • 4K UHDTV (2160p) 3840 × 2160 (8.3 megapiksel) çözünürlüğe sahiptir. Bu da demek olur ki 1920 × 1080 (2.1 megapiksel) çözünürlükten 4 kat daha fazla piksele sahiptir.
  • 8K UHDTV (4320p) 7680 × 4320 (33.2 megapiksel) çözünürliğe sahiptir. Bu ise, standart bir 1080p HDTV'den 16 kat daha fazla piksele sahip olduğu anlamına gelir.

4K TV'ler, çok keskin resimler gösterebiliyorlar. Ancak 720p ile 1080p arasındaki farkı çoğumuz anlayamayabiliyor. Bu yüzden 4K'nın farkını görebilmek için çok büyük bir ekrana ihtiyacınız olabilir.

Ancak telefon ve tablet gibi yüzünüze yakın tuttuğunuz cihazlarda bu durum değişiyor. Bugünkü çoğu tablet, yüksek çözünürlüğe sahip çünkü bu, ekranın müthiş görünmesi demek. Aynı biçimde 4K monitörler, masaüstü PC'nizde size tam bir grafik şöleni sunabilir.

Bunun sebebi oldukça basit. Satın almaya değer seçenekler üzerindeki 1 yatay piksel çizgisi için sizden neredeyse 1 dolar istiyor. Daha uygun fiyatlı seçenekler ise o kadar da iyi görünmüyor. Yüksek çözünürlük sunuyorlar, ancak renk üretimi ve bakış açısı konusunda çok iyi değiller. Bu yüzden daha düşük çözünürlüklü, ancak yüksek görüntü kaliteli bir monitör almanız şimdilik daha doğru.


Tıpkı 3D' de olduğu gibi, UHDTV' de içerik bakımından sorun çekiyor. Birçok HD kanalın yalnızca 720p sunduğunu düşünürsek, UHD kanalların yaygınlaşması epey uzak görünüyor.

UHD yayın olmasa da, Full HD ve SD yayınlarda bir avantajımız var mı? Yüksek kaliteli yayınlar UHD TV' lerde, Full HD bir TV' de olduğundan biraz daha canlı ve detaylı görünüyor.

Sony, şu an için sadece Amerika' da olmak üzere, bir UHD disk çalar çıkaracağını açıkladı. Çok bilinen filmlerle birlikte gelecek olan UHD çalar, internetten yeni içerik de indirebilecek. Japon firması gelecekte UHD içeriği arttırmayı planlıyor. Bunların ülkemize ne zaman geleceği ise henüz belli değil.

Tabii PC' mizi de bir UHD çalar olarak kullanabiliriz, ama bu kadar yüksek bir çözünürlüğü kaldıracak ekran kartına ve donanıma ihtiyacımız var. YouTube' a 4k videolar eklendiğini görmek güzel olsa da, bir çok kullanıcının ne internet hızı ne de donanım gücü buna yetmiyor. Bilgisayarı UHD bir televizyona bağlamadan pek bir fark görülemeyeceğini de belirtmek gerek.


 


Dolayısıyla çok yüksek fiyatlarla satılan Ultra Yüksek Çözünürlüklü Televizyonlar (UHDTV) için henüz erken. Özellikle ülkemizde sayısal (dijital) yayın sağlayan Teledünya, Digitürk, Tivibu, Dsmart şirketlerine baktığımızda çoğunun HD yayınlarda bile 720p çözünürlük sağladıkları yadsınamaz bir gerçek. Dolayısıyla Türkiye' de Full HD çözünürlüğe sahip televizyonların bile tam verimli olarak kullanabileceği bir yayın paketi yok.

Ancak ilerleyen yıllarda özellikle televizyonların daha çok internet içeriğine ulaşabileceği düşünülürse; UHDTV' lerin de kullanım imkanları artacaktır. Özellikle evlere sağlanan internet bağlantılarının hızlarının daha da artması ile internet üzerinden yayın yapan televizyon kanallarının da sayısı ve kalitesi de artacaktır.

Kaynakça:

  1. http://tr.wikipedia.org/wiki/Ultra_y%C3%BCksek_%C3%A7%C3%B6z%C3%BCn%C3%BCrl%C3%BCkl%C3%BC_televizyon
  2. http://www.chip.com.tr/haber/4k-nedir-4k-ekran-satin-almali-misiniz_45958.html
  3. http://www.chip.com.tr/makale/4k-uhd-tv-ler-hakkinda-bilmeniz-gerekenler_43417.html

 
Av. Yusuf İŞLER