Büromun Konumu - Office Location

uyap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
uyap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2018 Çarşamba

VERİTABANI YÖNETİMİ, YEDEKLEME VE SENKRONİZASYON


Bugün gelişen teknoloji ile birlikte, bilgisayar sistemleri kişi ve kurumların iş yaparlarken vazgeçilmezleri arasına girdi. Özellikle bigisayar sistemleri üzerinden çalışan programların büyük ölüde veri depolama ihtiyacı duyması, bu verilen saklanması ve veritabanlarının yönetimini çok önemli hale getirdi.

Önceki yıllarda biz avukatlar açısından bilgisayarların kullanımı özellikle yazım editörleri ile icra programları çevresinde yoğunlaşıyordu. Ancak dünyada değişen ve gelişen teknolojiler sonucunda; özellikle bulut sistemlerinin öne çıkması ile avukatların kullandığı programlar da bulut sistemleri ile tanıştı. Bunlara en iyi örnek Türkiye Barolar Birliği’ nin İcraTek ve KararTek Programlarıdır. Dolayısıyla artık güncelleme vb sorunlarla avukatlar uğraşmak zorunda kalmıyorlar.

Bugün avukatların en çok kullandığı UYAP Sistemi de sonuçta sunucu temelli olduğu için bulut sistemi ile çalışmakta ve yerel bilgisayarlarda hiçbir veri depolanmamaktadır.

Ancak avukatların her zaman için kendi bilgisayarlarında da veri depolamaya ihtiyaçları vardır. Zira her zaman için kaydedilen belgelerin tekrar kullanılma ihtiyacı olabilmektedir.

Yalnız unutulmamalıdır ki; bilgisayar kullanırken, verimli olarak çalışabilmek için bazı kurallara uyulması gereklidir. Çünkü bilgisayarlar belli sayının üzerindeki dosyalarla çalışırken zorlanmaktadırlar. Biz avukatlar da işimiz gereği çok fazla belge ile çalışmak durumundayız. Hatta bu belgelerin yıllar geçse dahi saklanması da çok işimize yaramaktadır. Örneğin daha önceden açmış olduğumuz davanın bir benzeri geldiğinde, çok uğraşarak, sayfalarca kitap karıştırarak hazırladığımız önceki dosyanın dava dilekçesini arayıp bulur, inceleriz. Bu dilekçe bilgisayar ortamında kayıtlı ekleme, düzeltmeler yapmak sureti ile yeni dava dilekçesini hazırlamak da mümkün.

Bu durumda çok fazla belge kaydı gerekmekte. Bilgisayardaki belge,resim, tablo vb dosyaların saklanması, istenildiğinde erişime sunulması, yedeklerinin alınması vb işlerin tümüne veritabanı yönetimi denmekte.

Bilgisayarın sağlıklı bir veritabanı olarak kullanılması ise, öncelikle verimli ve gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçlara da cevap verebilecek, müvekkil sayısı ve dolayısıyla da veritabanına eklenecek evrak sayısı arttıkça şişmeyecek bir dosyalama sistemine bağlıdır.

Örnekle açıklamak gerekirse bir avukat bilgisayarına kaydettiği tüm dilekçelerini, vekaletnamelerini vs Belgelerim klasörüne atıyorsa; bilgisayarı en fazla 1 yıl sonunda oldukça yavaşlamış ve verimli kullanımı imkansız hale gelmiş olacaktır. Belgelerim klasörüne girmek istediğinde çift tıklamanın ardından saniyeler sürecek beklemeler yaşanacaktır. Zira başta belirttiğimiz gibi bilgisayarlar, belli sayının üzerindeki dosyaları yönetmekte zorlanmaktadırlar.

Ayrıca istenen bir belgenin bulunması da oldukça uzun süre alır. Çünkü sadece dosya ismine göre bir ayrım yapmak mümkündür. Aynı isimde birden fazla müvekkil varsa veyahut da aynı müvekkil adına birden fazla dilekçe yazılmışsa dosya isimleri şöyle olur: Ahmet Mehmet, Ahmet Mehmet02, boşanma davası01,02 vs.

Peki ne yapmalı, yukarıda bahsedilen sorunları yaşamamak için nasıl bir dosyalama sistemine geçilmelidir. Cevap oldukça basit, klasör kullanımı. Pek çoğumuz klasör kullanmaya üşeniriz veya bilmeyiz. Halbuki klasörler aracılığı ile yapılacak sınıflandırma bilgisayar kullanırken bize çok yardımcı olur. Ayrıca bilgisayarınızda milyonlarca belge dahi kayıtlı olsa; sisteminizde hiçbir yavaşlama olmadan çalışmanız mümkün olur. Bu konuda altın kural şudur, ne kadar çok klasör o kadar hızlı sistem. Ancak klasör sayısı ne kadar çok artarsa artsın, aradığımız dosyayı çok hızlı bir şekilde bulmalıyız.

Klasör oluşturmak için; öncelikle klasörün oluşturulmak istenen klasöre gidilip, fare sağ tuş – yeni – klasör komut sırası takip edilmelidir. Ardından oluşturulan klasöre isim verilir. Bu işlem daha sonra da (fare sağ tuş – yeniden isimlendir komut sırası veya F2 tuşuyla) yapılabilir.

Bizim dosyalama sistemi olarak önerimiz; müvekkil temelli olan sınıflandırmadır. Bu sınıflandırma kısaca şöyle çalışmaktadır. Bir kere alfabenin her harfi için bir klasör açılmalı, ondan sonra da büroya gelen her müvekkil, isminin başladığı harf klasörünün içine ayrı bir klasör açılmaktadır. O klasörün içine öncelikle görüşme tutanağı ve masraf tablosu gibi başlangıçta oluşturulan belgeler kaydedilir. Yine o müvekkilin işi olan her bir Mahkeme veya İcra Dairesi vb kurum içinse ayrı bir klasör açılır. Bu klasörlerin içine de her bir dava veya takip için ayrı bir klasör açılır. Bu nihai klasörlerin içinde çalışılır. Yani dava dilekçesi, takip talepleri vb belgeler buraya kaydedilir. Altta örnek bir dosya ağacı görülüyor. Veritabanındaki sıralama şu şekilde:

C:\Belgelerim/Müvekkil Dosyaları/A/Ahmet Borçsever/3.AH/2018-119/belge.doc

Farklı il veya ilçelerde iş takip eden meslektaşlarımız ise; Mahkeme veya icra dairesinden önce il veya ilçe için de bir klasör açmalıdır. Örneğin yukarıdaki örnekteki müvekkil için /Ahmet Borçsever/İzmir/2.İD/2017-15687/takip talebi.doc gibi.

Böylece müvekkil yirmi sene sonra da gelse, İzmir 2. İcra Dairesi' nde açılan icra dosyasına ait takip talebine birkaç saniye içinde ulaşabilmek mümkün. Ayrıca bu şekilde sanal dosyalarla çalışmanın bir avantajı da; gerçek dosyanın kaybolması durumunda, bilgisayardaki sanal olandan derhal yeniden bir örnek çıkartılmasının mümkün olması.

Bilgisayarı veritabanı olarak kullanmak çok faydalı olup, avukatlara oldukça hız kazandırmasına rağmen; düzenli olarak yedek alınması zorunludur. Bilgisayar sistemlerindeki çeşitli sebeplere bağlı olarak yaşanabilecek çökmelere karşı tüm veritabanının mutlaka bir veya daha fazla yedeği alınmalıdır. Ayda bir bu işe ayıracağınız birkaç dakika, telafisi güç zararların yaşanmasını engelleyecektir.

Veritabanlarının yedeklenmesi konusunda ise iki seçenek ön plana çıkıyor. Ya dosyalarınızın tamamını USB Çubuk, DVD, SSD vb depolama aygıtlarına yedekleyeceksiniz ya da bulut sistemlerinden faydalanacaksınız.

Bulut sistemleri konusunda ise bazı firmalar çözümleri ile öne çıkıyor:

1) Google Drive: Google firmasının bulut üzerinden çalışan depolama sistemi 15GB’ a kadar veri depolamasını ücretsiz olarak kullanıcılarına sağlıyor. Ayrıca sunduğu yedekleme ve senkronizasyon özelliği ile bilgisayarınıza kurduğunuz bir program ile veritabanınızı anlık olarak yedekliyor. Bu şekilde bilgisayarınıza kaydettiğiniz her bir belgenin bir kopyası da Google sunucularında saklanıyor. Bu şekilde belgelerinize dünyanın neresinde olursanız olun kolayca ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca dosyalarınız üzerinde çevrimiçi olarak düzenleme yapabilir, yazdırabilir, kopyalayabilir ve onları istediğiniz kişilere gönderebilirsiniz. Üstelik bu özellik birden fazla bilgisayar, tablet veya telefon tarafından da kullanılabiliyor.

2) OneDrive: Microsoft firmasının benzer özellikteki bulut depolama sistemi. Ancak ücretsiz olarak sadece 5GB’ a kadar veri depolanmasına izin veriyor.

3) Yandex.Disk: Yandex firmasının benzer özellikteki bulut depolama sistemidir ve 10 GB’ a kadar ücretsiz depolamaya izin verilmektedir.


Dropbox:
Kaynakça:

  1. http://avyusufisler.blogspot.com.tr/2008/10/belgelere-kolay-eriimin-anahtari-iyi.html
  2. https://www.google.com.tr/drive/about.html
  3. https://onedrive.live.com/about/tr-tr/
  4. https://disk.yandex.com.tr/

18 Şubat 2011 Cuma

BİLGİ GÜVENLİĞİ

Günümüzde bilgisayarların girmediği alan kalmadı gibi. Türkiye gibi gelişmekte olan bir ülkede dahi, birçok Kamu Kurumu' nda işler bilgisayarlar ve bunların bağlı oldukları veritabanaları üzerinden takip edilir oldu. Bugün herhangi bir bankada hesap açtırdığınızda; şubede bulunan bilgisayar ile bankanın otomasyon merkezinin bulunduğu yerdeki ana sunucu bilgisayarlar arasında gözlerinizi açıp kapayıncaya kadar iletişime geçilmekte, hakkınızda birçok veri alışverişi yapılmaktadır.

Üye olduğunuz internet siteleri, sosyal güvenlik kurumunuz, sağlık sigortanız, ÖSYM, meslek örgütleriniz, bankalar, kredi kartı şirketleri ve daha akla gelmeyecek onlarca yer hakkınızdaki birçok bilgiyi depoluyor. Peki bu bilgiler ne kadar iyi korunuyor, yanlış kişilerin eline geçmesi nasıl önleniyor. İşte bu hususlar “Bilgi Güvenliği” dediğimiz uzmanlığın alanını oluşturuyor.

Gelişmiş Batı ülkelerinde bundan yaklaşık on yıl öncesinde; “Bilgisayar Mühendisliği” mesleği ortadan kalktı, daha doğrusu birçok alt mühendislik doğurarak ismen kayboldu. Artık tüm dünyada Yazılım Mühendisliği, Donanım Mühendisliği, Ağ Mühendisliği gibi onlarca mühendislik eskiden Bilgisayar Mühendisliği' nin yaptığı tüm işleri ayrı ayrı uzmanlıklar olarak yürütüyorlar. Bunlardan belki de en önemlilerinden biri de Bilgi Güvenliği konusunda çalışan mühendisler, uzmanlar.

Internet Ansiklopedisi Wikipedia' da Bilgi güvenliği; bilgileri izinsiz erişimlerden, kullanımından, ifşa edilmesinden, yok edilmesinden, değiştirilmesinden veya hasar verilmesinden koruma işlemi olarak tanımlanır. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgi_g%C3%BCvenli%C4%9Fi)

Türk Standartları Enstitüsü TSE tarafından Türkçe'ye çevrilerek yayınlanan TS ISO/IEC 27001:2005 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi Standardı da, bilgi güvenliğini üç başlık altında inceler:

* Gizlilik : Bilgilerin yetkisiz erişime karşı korunması
* Bütünlük : Bilgilerin eksiksiz, tam, tutarlı ve doğru olması
* Kullanılabilirlik : Bilgilere yetkililerce ihtiyaç duyulduğunda erişilebilir olması

Örneğin bugün ÖSYM' nin elinde son otuz yılda üniversite sınavlarına girenlerin tümünün fotoğrafları, imzaları sayısal olarak taranmış şekli ile mevcuttur. Ya da daha kapsamlı veritabanları olarak UYAP, SEÇSİS, TAKBİS ile MERNİS örnek olarak verilebilir. Türkiye Cumhuriyeti üzerinde yaşamış ve halihazırda yaşayan herkesin sahip oldukları vatandaşlık numaraları Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü' nün veritabanında bulunmaktadır. Bu veritabanına daha sonra yapılan eklemeler ile vatandaşların kimlik bilgileri yanında adres bilgileri de işlenmiştir. Artık çocuğunuzu okula kaydederken bile aldığımız ikametgahlar, Nüfus Daireleri' nden verilmekte.

Kimlik Paylaşım Sistemi ile; ilgili Kamu Kurum ve Kuruluşları, vatandaşların kimlik ve adres bilgilerinin depolandığı veritabanlarına internet üzerinden ulaşabilmekte, yetkilendirildikleri ölçüde sorgulamalar yapabilmektedirler.



Bu ve benzeri uygulamalar çok yararlı oldukları gibi, bilgi güvenliği sağlanamaz ise vatandaşlar için kabus olabilir. Basından öğrendiğimiz kadarı ile Türkiye' de kamunun elindeki veritabanlarında bilgi güvenliği zaafiyeti mevcuttur. Zira MERNİS veritabanı bazı kötüniyetli kişilerce kırılmış, vatandaşlara ait kimlik ve adres bilgileri kopyalanmıştır. Kopyalanan bu veritabanları yazılan çeşitli programlarda kullanılmış ve bu programlar da alacaklı şirketler ile icra işleri yoğun olan avukatlara satılmıştır. Yine tüm ülke çapındaki taşınmazların kayıtlarının tutulduğu TAKBİS veritabanı için de benzer iddialar mevcuttur. Böylece anılan programları bilgisayarlarına kuranlar, bulmak istedikleri kişinin adres sorgulamasını bürolarından yapabilecek hale gelmişlerdi. Kolluk kuvvetlerinin yapmış olduğu teknik takip neticesinde; bu programları satanlar ve kullananlar tespit edilerek, haklarında yasal işlem başlatılmıştır.

İşin korkutucu yanı ise, bu veritabanları kopyalanabiliyorsa; teknik olarak üzerlerinde değişiklikler de yapılabilir.

Bu ve benzeri tehlikelere binaen 1972 yılında TÜBİTAK enstitülerinden biri olan Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü kurulmuştur. Bu Enstitü, kalifiye personeli ve uluslararası alanda kabul görmüş altyapısı ile bilgi güvenliği, haberleşme ve ileri elektronik alanlarında teknolojik çözümler üretmekte ve uygulamaktadır. (http://uekae.tubitak.gov.tr/home.do?ot=1&sid=2)

Ülkemiz her alanda olduğu gibi bu konuda da yetişmiş insanlarını, verimli bir şekilde kullanamamaktadır. UEKAE ürünü olan Pardus İşletim Sistemi, maalesef hala kamu kurumlarında yaygın olarak kullanıma alınamamıştır. Birkaç üniversite, ASAL ve RTÜK gibi kurumlar PARDUS' un Kurumsal sürümünden yararlanmaktadır.

İşletim Sistemi, Bilgi Güvenliği için en önemli olgudur. Zira siz Adliyelerde yabacı ülke kaynaklı işletim sistemi kullanıyorsanız; UYAP' ınız istediğiniz kadar milli olsun, orda bilgi güvenliğini sağlayamazsınız. Aynı şey MERNİS, TAKBİS, SEÇSİS ve benzeri sistemler için de geçerlidir.

Çünkü işletim sisteminiz içerisinde bir arka kapı varsa, bu kapıyı oraya koyanlar istedikleri şekilde sisteminize müdahale edebilirler. Arka kapı da nedir ki diye sorarsanız;

Bilgisayar üzerinde sıradan incelemelerle bulunamayacak şekilde, normal kimlik kanıtlama süreçlerini atlamayı veya kurulan bu yapıdan haberdar olan kişiye o bilgisayara uzaktan erişmeyi sağlayan yöntemler, arka kapı olarak adlandırılmaktadır. Arka kapılar, çoğunlukla Truva atları ile karıştırılabilmektedirler. Her ikisi de hedef sisteme sızmaya yaraya kötü amaçlı yazılımlardan; Truva atı, faydalı bir program gibi gözükürken; arka kapı, sadece sisteme erişimi sağlayan gizli yapılardır. Arka kapılar kimi zaman, sistemi geliştiren programcı tarafından test edilen sisteme erişmek amacıyla kullanılan fakat daha sonra unutulan açıklar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu durumun bir şekilde farkına varan kötü niyetli kişiler, bu yapıları kullanabilirler. Hatta bu tip arka kapılar bazen programcı tarafından kasten bırakılabilmektedir. Arka kapı konusunda en ünlü iddialardan biri de Microsoft’un, Windows işletim sisteminin bütün sürümlerinde NSA (National Security Agency – Amerikan Ulusal Güvenlik Teşkilatı) için bir arka kapı yerleştirdiği iddiasıdır. Bu iddia, Microsoft’un bütün sürümlerinde bulunan CryptoAPI yapısında, _NSAKey adına ilave bir giriş anahtarın bulunmasıdır. (http://www.telekom.com.tr/v2/faydali-bilgiler/185-arka-kapilar-backdoors)

Kamu' da Bilgi Güvenliği konusunda yaşanan sıkıntılar ve bilgi eksikliğini gidermek amacı ile, TUBİTAK UEKAE tarafından Ulusal Bilgi Güvenliği Kapısı adlı bir internet sitesi kurulmuştur. http://www.bilgiguvenligi.gov.tr/ adresinde faaliyet gösteren bu site ile UEKAE, yapmış olduğu araştırmalarla elde ettiği neticeleri ve güncel güvenlik açıklarını günlük olarak yayımlamaktadır. Örneğin 09.09.2010 tarihinde yayımlanan bir makalede; antivirüs yazılımları kullanan kamu ve özel kurumlar uyarılmış ve bu antivirüs programlarının güncellenmesi sırasında bilgisayarın harddisk görüntüsünün bir örneğinin de yabancı ülkelerde bulunan sunuculara gönderildiği tehlikesine dikkat çekilmiştir. (http://www.bilgiguvenligi.gov.tr/zararli-yazilimlar/ulusal-guvenlikte-antivirus-tehdidi.html)

Kamunun elinde bulunan tüm bilgisayarların işletim sistemlerinin milli yazılımlar ile değiştirilmesi, Bilgi Güvenliği konusunda yapılacak ilk adım olmakla beraber kesinikle tek adım değildir. Bu konuda yetişmiş olan uzmanlarımıza kulak verilerek, UEKAE gibi kurumlar daha etkin kullanılmalıdır. Aksi halde KPSS sorularının çalınması vb çok olay yaşarız.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

FLASH DİSKLERDEN YAYILAN VİRÜSLER

Hayatımıza bir anda girdiler ve adeta vazgeçilmez oldular. Daha öncesinde disketti, CD idi, DVD idi neler neler taşıdık yanımızda. Ancak hiçbirisi bu kadar küçük bu kadar kullanışlı olmamıştı. Evet depolama ortamlarının bence kralı flash disklerden bahsediyorum.

Özellikle ipod ve türevleri müzikçalarların da yaygınlaşması ile flash disklerden yayılan virüslerin yarattığı tehlike azımsanamayacak düzeye ulaştı. Özellikle biz avukatlar için bu sorun biraz daha katmerli hissediliyor. UYAP ile icra takiplerinin elektronik ortamda Adliye' ye getirilmesi mecburiyeti, flash diskleri avukatların vazgeçilmez gereçleri arasına soktu.

Adliyelerde bulunan icra tevzi bürolarındaki bilgisayarlara günde yüzlerce flash disk bağlanıyor. Böyle olunca da haliyle virüsler bu ortamlarda cirit atıyor. Bu virüslerin hemen hemen hepsinin ortak özelliği yerleştikleri flash diske hemen autorun.inf veya benzeri bir dosya atmaları. Böylece bağlandıkları bilgisayarlarda hemen aktif hale gelebiliyor ve yayılmaya da devam ediyorlar.

Oldukça çok sayıda bu tip virüs var. Benim sanal alemde yaptığım kısa bir araştırma belirleyebildiklerimin listesi altta:

1. $lddata$
2. __.*
3. _defau~1.pif
4. _exp1orer.exe
5. _istmpi.dir
6. _noteped.exe
7. _sv_cmd_
8. 111.exe
9. 3g08.bat
10. 3wcxx91.cmd
11. 8ng8w.com
12. 8ot8y86.exe
13. 8u.com
14. ac12594
15. Ad22098
16. adober.exe
17. aikelyu.html
18. alecks.*
19. amvo.exe
20. amvo0.dll
21. amvo1.dll
22. an16554
23. autorun.*
24. avpo*.*
25. awkeygen.exe
26. azkaban.*
27. bacabr~1.txt
28. bar311.exe
29. blastcln.exe
30. blastclnnn.exe
31. boot.exe
32. ccprxy.exe
33. copy.exe
34. crss.exe
35. ctfmon.exe
36. d.com
37. mdm.exe
38. desktop.exe
39. desktop.ini
40. destrukto.*
41. destrukto.vbs
42. dismgnt.exe
43. dllhost.com
44. dnscon70.dll
45. dv6191~1
46. dv6211~1
47. dv6333~1
48. exiplorer.exe
49. exp1orer.exe
50. explorar.vbs
51. explorer.exe
52. explorer.vbs
53. folder.htt
54. FS6519.dll.vbs
55. Funny UST Scandal.avi.exe
56. funnyu~1.exe
57. g2p3s.exe
58. gwe(i~1.exe
59. h.cmd
60. h2.com
61. homepage.html
62. host.exe
63. ie.exe
64. iexp1ore.exe
65. ilove.exe
66. imgkulot.*
67. infrom.dat
68. infrom.exe
69. intern~1.lnk
70. isass.exe
71. j6154022.exe
72. j6154022.exe
73. jalak-~1.com
74. jay.exe
75. jaymeyka.wen9.com
76. kavo.exe
77. kavo0.dll
78. kavo1.dll
79. kernel~1.vbs
80. kernell.dll.vbs
81. killer.exe
82. -.exe
83. krag.exe
84. kragdor.log
85. kulitut.*
86. ld.exe
87. ldjs.txt
88. ldlist.txt
89. ldup.exe
90. ldupver.txt
91. lsass.exe
92. lsasse~1.exe
93. maskrider2001.vbs
94. mdm.exe
95. mgrShell.exe
96. mma.bat
97. mma.reg
98. mma.vbs
99. ms.config
100. ms.config`.exe
101. ms32dll.dll.vbs
102. MS32DLL.dll.vbs
103. ms-dos
104. msinfo
105. msrm
106. mstcpcon20.dll
107. msvcr71.dll
108. mswinsck.ocx
109. mveo.exe
110. myfold~1.com
111. n1deiect.com
112. n2847
113. n5619
114. n8127
115. netmanage.dll
116. netsvcs.exe
117. netused.dll
118. new document.exe
119. new folder.exe
120. newdoc~1.exe
121. newfol~1.exe
122. noteped.exe
123. nt.config
124. ntde1ect.com
125. ntkros.dll
126. ntsys.exe
127. o4154027.exe
128. ofcpfwsvcs.exe
129. p3r1ud.exe
130. passwo~1.exe
131. Password:winzip123
132. password_viewer.exe
133. pc-off.bat
134. pet32.exe
135. phs.zip.exe
136. photos~1.exe
137. poogs.vbs
138. pooh.vbs
139. ratedr~1.com
140. ravmone.exe
141. ravmonlog
142. recycled
143. recycler
144. recycler.exe
145. redelbat.bat
146. rm
147. rootfo~1.com
148. S2pidwaraynon.html
149. s5421
150. s6939
151. s8787
152. Say No To Drugs - iloveher.exe
153. scvhost.exe
154. scvhosts.exe
155. scvhsot.exe
156. scvshosts.exe
157. scvvhsot.exe
158. SecretStub.exe
159. sender.vbs
160. setting.ini
161. setup
162. setup.exe
163. sexvid~1.exe
164. snt~1.exe
165. SilentSoftecth.exe
166. smss.exe
167. spoclsv.exe
168. sqlserv.exe
169. sscvihost.exe
170. sscviihost.exe
171. ssvichosst.exe
172. startu~1.com
173. svchosl.exe
174. svchost.ini
175. svchost32.exe
176. svhost.exe
177. svhost32.exe
178. svohost.exe
179. svshost.exe
180. sxs.exe
181. sy.exe
182. SY20118
183. t.exe
184. test.*
185. ttms*.dll.vbs
186. ugqe
187. VBS_SOLOW.A (Taga Lipa Are, Taga Xpress-On Kami, Taga Eti, Marinduque Mabuhay, Malaysian, Hackers, Protected by CPCT, Hacked by-Godzilla, M00zilla, YaHaa,”Your Firewall is Fuck”, Zay, UC).
188. vhost.exe
189. wincab.sys
190. winconfig.dll.vbs
191. winkrnl.exe
192. winlogon.exe
193. winscok.dll
194. wintask.exe
195. wmiprvse.exe
196. WORM_ONLINEG.TCZ (q83iwmgf.bat)
197. wscript.exe
198. wsctf.exe
199. wvcst.*
200. x.com
201. x264~1.exe
202. xn1i9x.com
203. ymworm.exe
204. zelurm~1.exe
205. zllictbl.dat

Bunlar bulaştıkları sistemlere çok çeşitli zararlar verebiliyorlar; ama öncelikle hissedeceğiniz şey bilgisayarınızın oldukça yavaşlaması olacaktır. Örneğin yukarıdaki listeden “amvo.exe” adlı virüs, bilgisayarınızdaki gizli dosyaları göstermeyi engelliyor. “sscvihost.exe” ise, görev yöneticisinin (task manager) açılmasını engelleyerek sistemi çok yavaşlatıyor.

Antalya Adliyesi' nde rastladığımız virüs de bunlardan biri. Hemen yerleştiği yerdeki dosyanın bir adet de çalıştırılabilir olanını yaratıyor. Örneğin ahmetborcsever.doc adında bir belge dosyanız var, virüs hemen ahmetborcsever.exe diye bir dosya üretiyor. Eğer bu iş harddiskinize de sıçrarsa orada da her dosyanın .exe uzantılısını görmeniz an meselesi.

Anılan flash disk virüsü gerek Adliye' deki baro odalarındaki bilgisayarları kullandığımdan, gerekse de icra tevzi bürosundaki bilgisayardan bana da bulaşmaya çalıştı. Ancak işletim sistemi olarak Pardus kullandığımdan başarılı olamadı. Hep söylediğimiz gibi dünya üzerinde yazılmış virüslerin tamamına yakını Windows işletim sistemi üzerinde çalışıyor. Tabii ki linuxda da etkili olan virüsler var; ancak bu tipler sadece bir tür linuxda çalışabilir.

Örneğin Mandrake Linux için yazılan virüsün Pardus' da çalışması söz konusu olmaz. Ayrıca linuxda virüslerin bulaşmasını engelleyen etkili bir önlem de var. Windows' da varsayılan olarak ayarlanmışın aksine sisteme müdahale ancak yönetici haklarına sahip olan kullanıcı tarafından yapılabilir. Dolayısıyla benim flash diskteki virüs de yayılamadan kaldı. Yetkili kullanıcı ile flash diski açıp Windows' da silinmesi mümkün olmayan virüslü dosyaları tamamen sildim.

Ancak bu Adliye' de yaşadığımız sorunları çözmüyor; halihazırda bilgisayarlar virüs yaymaya devam ediyor. Benim çözüm önerim, en azından baro odalarındaki bilgisayarlara işletim sistemi olarak Pardus yüklenmesi. İcra tevzii bürosundaki bilgisayara ise güçlü bir virüs koruma programı yüklenmesi; zira orada Pardus' un yüklenmesi için belli izinlerin alınması gerekir.

1 Kasım 2008 Cumartesi

UYAP' DA YAŞANAN AKSAKLIKLAR

Uzunca bir süredir bu konuda yazmak istiyordum. UYAP kullanıldıkça yaşanan sorunları gözlemlemek için bir süre bekledim. Genel olarak bakıldığında Ulusal Yargı Ağı ile Adliye Teşkilatındaki bilgisayarların daha verimli kullanılması söz konusu. Şüphesiz ki yararlı bir proje; Adli Sistemimize hız kazandıracağı da kesin.

Ancak ben projeye bir Avukat gözü ile de eleştirisel olarak bakmak istiyorum. İnternet üzerinden işleyen ve sertifikalarımız ile girebildiğimiz Dosya Takip Sistemi, yapılan iyileştirmeler sonucunda mükemmel hale geldi. Bir ara Firefox kullanıcılarına yaşatılan sıkıntılar geride kaldı. Artık işletim sistemlerinden bağımsız olarak tüm tarayıcılarla sorunsuz olarak çalışmakta.

Olumlu yönleri belirttikten sonra gelelim olumsuzlara; İcra Daireleri' nde kullanılan paneller gereksiz olarak çok ayrıntılı olarak düzenlenmiş. Bilgisayar kullanımının amacı, işleri hızlandırmaktır. Bu şekliyle sistem İcra Daireleri' ndeki işleri hızlandırmaktan çok yavaşlatmakta. Bir tek icra takip dosyasının sisteme kaydı için 15' in üzerinde tıklama yapılması gerekiyor. Halbuki icra memurlarının görevi; Avukatlar tarafından girilen kayıtların, gerçek kağıt dosyadakilerle uyuşup uyuşmadığının tespiti olmalı. Bunun da daha kullanıcı dostu bir arayüzle tek tıklama ile halledilebilmesi gerekli. Örneğin her dosya için harç makbuzları, tebligatlar otomatik çıkmalı vb.

Gelen şikayetler arasında E-Takip programı en üst sırayı alıyor. Adalet Bakanlığı' nın şu anki uygulaması ile bu program, kendi kaderine terk edilmiş bulunuyor. Uzun süredir güncelleme yapılmadığı için, program hem Windows hem de Linux tabanlı işletim sistemlerinde doğru düzgün çalışmıyor. Yaptığımız incelemeler sonucunda hatanın temelinde Sun firmasına ait Java programının güncellenmesinin yattığını tespit ettik. Şöyle ki UYAP E-Takip programı işletim sistemlerinden bağımsız olarak java uygulaması olarak çalışmakta. Yani program java programlama diliyle yazılmış.

Geçen yıllar itibariyle Sun firması java programında çeşitli güncellemeler yaptı. Bizim E-Takip programında ise belirttiğimiz üzere hiçbir güncelleme yapılmadı. Dolayısıyla son sürüm java kullanan bilgisayarlarda, E-Takip programı (javanın eski versiyonu için yazıldığından) uyumsuz olduğu için çalışmamakta.

Windows XP' de eski java programı yüklü olanlarla, Pardus 2007 kullanıcıları, E-Takip programını sorunsuz kullanırken; Windows Vista ve Pardus 2008 kullanıcıları E-Takip programını kullanamamaktalar.

Ancak eski java sürücüleri bulunup, bilgisayardaki son sürüm java kaldırılarak onun yerine eskisi yüklenince sorun çözülebiliyor. Bu da herkesin kolaylıkla yapabileceği bir şey değil. Özellikle yaşı ilerlemiş meslektaşlarımız, bilgisayar konusunda zaten sıkıntılılar; bir de bu çıkmazlarla iyice bunalmaktalar. Ben çoğunun icra takiplerini müvekkillerine açtırdıklarına şahit oldum. Biliyorsunuz ki vatandaş icra takiplerini E-Takip olarak getirmek zorunda değil.

UYAP' dan sorumlu Havelsan firmasının E-Takip programını sürekli olarak güncellemesi gerektiğini düşünüyoruz. Yazılımın kaynak kodlarına sahip firma için bu o kadar da zor bir iş olmasa gerek.

Bu haliyle uygulama, avukatları paralı programları almaya zorlamakta. Bunun adil olmadığı düşüncesindeyiz. Ayrıca paralı programlarda da birçok hatalar mevcut ve onların kullanılmasının öğrenilmesi de oldukça zor.

UYAP' ın resmi sitesinde E-Takip programının Linux versiyonun kaldırıldığını da gördük. Bu durumda Ulusal Yargı Ağımızın ne kadar ULUSAL olduğu da tartışılacaktır. Zira kullanıcıları bir tek işletim sistemine mecbur bırakmak ne kadar doğrudur. Hele de o işletim sistemi Windows gibi arka kapılarla, gizlilik ihlalleri vs. ile dolu ise.

Bu yanlış bir an önce düzeltilmeli, ulusal işletim sistemimiz Pardus desteklenerek; E-Takip programının linux versiyonu da tekrar dosya indirme sayfasındaki yerini almalıdır. Hatta TÜBİTAK ile işbirliğine gidilerek E-Takip programının PİSİ Paketi hazırlanmalı ve resmi Pardus Depolarına konulmalıdır. Dünyanın her yerinden yüzlerce program TÜBİTAK sunucularında yer bulurken, neden E-Takip programı yer almasın ki.